|
subjektif
-
Öznel, objektif karşıtı.
-
Yalnızca hasta tarafından hissedilen.
-
[sübjektif] adj. subjective
-
subjective
-
subjectivus
-
Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan, enfüsi, subjektif, nesnel karşıtı.
-
1- Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. 2- Nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan.
-
subjective.
-
Subjective. subjective sübjektif.
-
subjective
-
Nesnel
Örnek:
Olayları elden geldiğince objektif bir şekilde vermeye özen gösterirdi. H. Taner
-
Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerle cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine yansıtan mercek veya mercek sistemi
Örnek:
Örtümün aralığında objektifin bebeksiz gözü bakıyor. F. R. Atay
-
Bk. nesne merceği
-
Duyulup, görülebilen, idrak edilebilen.
-
Bk. mercek dizgesi
-
Bk. mercek
-
Işık mikroskobunda dokuların büyük görüntüsünü elde etmeye yarayan mercek parçası.
-
Objective. even-handed. clinical. practical. objective. object-glass.
-
Lens. objective. detached. disinterested nesnel. objective glass.
-
Objective. unbiased. lens. object glass.
-
objective
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|