|
subject to
-
Bağlı, tabi, karşı karşıya olan, maruz kalan, çeken, eğilimi olan, meyilli
-
Hükmü altına almak, itaat ettirmek, boyun eğdirmek, arz etmek, sunmak
-
Buyruk altındaki
-
Uyruk, tebaa
-
Kul, bende
-
Maruz olan kimse, hedef
-
denek
-
konu
-
Ders, ders konusu
-
neden
-
dürtü
-
gram
-
Mecbur etmek, boyun eğdirmek, maruz bırakmak, etmek, çektirmek
-
-e
-
-e doğru, yönüne doğru, tarafına
-
ile
-
-e kadar, -e değin, derecesine kadar
-
-e dair
-
-e nazaran, -e nispetle
-
-e göre
-
Hakkında, için
-
Mak, mek (mastar edatı).
-
-e dogru
-
Asıl vaziyete doğru
-
E, ye, ya, e doğru, göre, karşı
-
Bir bağ ile tutturulmuş olan
Örnek:
Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
-
Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
Örnek:
Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
-
Sınırlanmış, sınırlı.
-
Kapatılmış olan, kapalı.
-
Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
-
Sadık
Örnek:
Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
-
Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
-
Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
-
mülzem.
-
İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
-
Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
-
Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
-
Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
-
coupled
-
Gekuppelt
-
accouplé
-
Bir kimsenin, bir kuruluşun, bir devletin etkisi altında, güdümünde olma durumu
Örnek:
Sanki bütün kamara, bütün halk, onlara tabi, onlara mahkûmdu. P. Safa
-
Basıcı.
-
Yayımcı.
-
Elbette, doğal olarak, işin gereği olarak, tabii.
-
Bk. kol akarsu
-
Bk. değişken
-
Subject to. subject. dependent. dependant. adjective. subordinate. linked.
-
Certainly. subject. sure. surely. dependent. servant. subordinate.
-
A sock with a separation for the big toe; worn with thong sandals by the Japanese.
-
Ancillary. subject to. dependent on. contingent on. bound by. national. citizen. subject. vassal state. appurtenant. consequent. incident. subordinate. subordinated.
-
White sock-like garments worm by monks, nuns, and other seniors for gakki and other special services.
-
Split toed socks worn by senior instructors. a toed sock. a sock with a separation for the big toe; worn with thong sandals by the Japanese.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|