|
su alan delik
-
scupper
-
Yaşam kaynağı.
Örnek:
Dere suyu tekmil çamur. Halk kuyu suyu içmek mecburiyetinde... R. N. Güntekin
-
Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu
-
Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı.
-
Bazı kokulu yaprak veya çiçekler imbikten çekilerek elde edilen kokulu sıvı.
-
Yemeğin sulu bölümü
Örnek:
Belki de iki bardak turşu suyu içecek. S. F. Abasıyanık
-
Hidrojenle oksijenden oluşan, oda sıcaklığında sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab.
-
Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik.
-
Sutaşı.
-
Bkz. çay.
-
H2O; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı.
-
Sağ, salim.
-
Canlıların yaşamında önemli bir yeri olan rengi, tadı, kokusu olmayan sıvı.
-
Kimyasal formulü H2O olan, 4o C'de maksimum yoğunluğa ulaşan, sıvı, gaz veya buz olarak dünya yüzeyinin % 70,8'ini kaplayan bileşik.
-
Water. aquatic. aqueous. water. aqua. juice. bourne. bourn. hydric oxide. adam's ale. hydro-.
-
Water. aquatic. aqueous. aqua. juice. bourne. bourn. hydric oxide. adam's ale. hydro-. head. impervious.
-
Water. public utilities. public utility services. utility stock. tons deadweight. adam's wine.
-
Sites in the ex-Soviet Union. switch user.
-
Status uncertain, often because of low search effort or cryptic nature of the element.
-
The 3-dimensional Lie group of 2 x 2 unitary matrices; the most common Lie group in mathematics and physics after the circle. the building letter code for the Surge Research Building, 90 Medical Center Way, San Francisco. A UNIX utility for temporarily switching users during a session Requires a password.
-
Special Unitary group of n x n matrices. Companies in the economic censuses in which the establishment and the company are one and the same See also MU.
-
Service User The end user at the customer premises.
-
Abbreviated form of Skinner Union, supplier of carburettors on six-cylinder Land-Rovers.
-
Signals Unit.
-
Subscriber Unit. abbr Signaling Unit.
-
Ffel Stafford Unsubsidized.
-
A command that substitutes another user's login for that of the user who invoked the command, logging in the invoking user under the substituted login The invoking user must know the login password for the user whose login is being substituted If no other user's login is specified, the command substitutes the root login.
-
Service Unit.
-
Aqua, water
-
Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı.
-
Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek
Örnek:
O esnada bana sadece bir büyük bardak çay getirdiler. R. N. Güntekin
-
Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir tür içecek.
-
Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı
Örnek:
Sana bir şey söyleyeyim mi, artık çay davetlerinden bıktım. P. Safa
-
Müzikli toplantı
Örnek:
Gittiği zengin arkadaşlarının çayından allak bullak gelir. H. Taner
-
Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu
Örnek:
Deli bir çayın kıyısındaki yalçın bir kaya gibidir. T. Buğra
-
Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis).
-
Çaygiller (Theaceae) familyasından, çiçekleri er dişi, nadiren tek eşeyli, kapsül tipi meyveleri olan, genç yaprakları toplanıp özel metotlarla kurutularak içecek olarak kullanılan, ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesinde kültürü yapılan, asıl vatanı Çin ve Japonya olan, her dem yeşil, ağaççık ya da çalı formundaki bitkiler.
-
Yapraklarında % 2-4 arasında kafein, az miktarda teofilin ve teobromin, % 10-20 arasında tanen, % 1-1. 5 uçucu yağ içeren, hekimlikte enfüzyon biçiminde uyarıcı, idrar söktürücü ve sürgün önleyici olarak kullanılan çaygiller familyasından bir bitki.
-
Tea. tea party. brook. rivulet. stream. streamlet. run. runlet. beck. bourn. bourne. branch. burn. creek. rill. runnel. watercourse.
-
Brook. creek. stream. tea.
-
Brook. stream. tea. tea party. rivulent.
-
Küçük alçak ada
-
Camellia sinensis
-
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
-
Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
-
Yüz ölçümü.
-
Bir çalışma çevresi
Örnek:
Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır. N. Ataç
-
İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
-
Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
-
Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.
-
Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
-
Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.
-
Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü.
-
Açık, düz yer, meydan.
-
Ova, kır, çayır.
-
Ufuk.
-
Ülke alan, fetheden, fatih.
-
field
-
Recipient. susceptive. space. area. range. field. arena. region. sphere. ambit. compass. domain. extent. maidan. pitch. reach. realm. scope. theater. theatre. tract.
-
Area. circus. compass. course. domain. extent. field. ground. land. pitch. place. range. realm. receiver. scope. space. sphere. square. tract. space. pitch saha. airfield. clearing kayran.
-
A wolfhound.
-
Area. field. space. open space. compass. court. domain. extent. open. plaza. range. reach. scope. sphere. spread. public square. sweep. tract.
-
area
-
Halbbild, Teilbild
-
Feld
-
Demi-Image, trame
-
champ
-
Dar, küçük açıklık.
-
Dar, küçük çukur
Örnek:
Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı. S. F. Abasıyanık
-
Küçük hayvan yuvası.
-
Delinmiş olan
Örnek:
Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum. H. S. Tanrıöver
-
Cezaevi.
-
Filmin ya da mıknatıslı kuşağın çeşitli sinema araçlarında düzenli yürümesini sağlamak amacıyla, bu araçlardaki dişlere uygun biçimde tek ya da iki yanında, düzenli aralıklarla uzunlamasına sıralanan belirli boy ve biçimdeki boşluklar.
-
Perforation hole, perforation, sprocket hole
-
Hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole.
-
Hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole. blowout. eye. leaky. nutcase. orifice. outlet. prick. rent.
-
Hole. bore. orifice. perforation. opening. prison. jail. jug. socket. gap. mesh. eye. leak. tunnel. aperture. pore. puncture.
-
prick
-
hole
-
Perforation, Perforationsloch
-
perforation
-
Frengi deliği, geminin güvertesinden suyun denize akmasına mahsus delik
-
İng., (argo) katliam yapmak.
-
Baskınla öldürmek, katletmek, delerek batırmak, bozmak, taş koymak, baltalamak
yaşam(nedir ne demek)
-
Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat
Örnek:
Yaşamın kurallarını, kendi aleyhinde işliyor varsaydığı günden bu yana, umursamamıştı. H. Taner
-
Bir temel parçacığın oluşumu ve yok oluşu arasında geçen ortalama süre.time
-
Cansız özdekten de, tinsel varlıktan da ayrı olarak canlıların (organizmaların) varlık biçimi ve varlık alanı; canlıların temel özelliği. Belirtileri: kendi kendine devinim, beslenme, çoğalma, üreme, etki ve tepki gösterme. Ancak, canlı ile cansız arasındaki kesin sınırı göstermek için henüz bilimsel araçlar tam yeterli değil. Örneğin, virüslerin en aşağı basamaktaki canlı varlıklar mı, yoksa kimyasal bir özdek mi olduğu henüz araştırma konusu; günümüzde canlı sorunu Aristoteles'in entelekheia kavramı ile ya da dirimsel etken (dirimselcilik) aracılığı ile çözülmeye uğraşılıyor. 2- Ölümün karşıtı: Varlıkların doğuşlarından ölümlerine dek uzanan her türden (özellikle beslenme, çoğalma) olayların bütünü. 3- (Fizikötesi bir ilke olarak:) a. Tini, düşünceyi de içine alan tümüyle doğal varlıklar, b. Doğa ve tin ilkesi olarak, her ikisinin kökü. c. Doğaya da egemen olan tinsel güç ya da doğayı da yaratan tanrısal güç olarak evrensel dirimlilik ilkesi. 4- Özel olarak insan yaşayışı için de kullanılan terim: a. Belli bir zaman sınırı içinde yaşanmış olan bedensel, ruhsal, tinsel olayların birliği, b. Biçim kazanmış yaşantıların tümü. c. Değerleri gerçekleştiren, insanın varoluşuna anlam veren ilke. d. İnsanın tinsel, tarihsel eylemlerinin tümü (Dilthey'de).
-
Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
-
Experience. life. lifetime. living. vita.
-
Animation. being. days. existence. life.
-
Life. lifetime.
-
life
-
lifetime
-
Lebensdauer
-
vie
-
Durée de vie
-
vita
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|