|
stretch
-
uzatmak
-
Sermek, germek, yaymak
-
Çekip uzatmak
-
Abartmak mübalağa etmek, büyütmek
-
Yere sermek
-
gerinmek
-
Gerilmek, yayılmak serilmek
-
açılmak
-
uzamak
-
Germe geriliş
-
gerginlik
-
Geniş yer
-
Sıra ile uzanan şey
-
uzam
-
Aralıksız süre
-
Dönemeçli koşu yolunun düz kısmı
-
(argo) hapis süresi
-
gerilebilen
-
Germek, esnetmek, uzatmak, sermek, yaymak, çekmek (çorap vb.), zorlamak, abartmak, gerinmek, uzamak, yayılmak, yetmek, yeterli gelmek, arayı açmak
-
Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak.
-
Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek
Örnek:
Koğuşun açık duran kapısından hastalar başlarını uzatıp koridordakilere, yerde duran sedyeye bakıyorlar. M. Ş. Esendal
-
Bir şeyi vermek için birine yöneltmek
Örnek:
Şu köşe rafında toz şeker kutusu var, uzatıver bana. A. Gündüz
-
Germek.
-
Konuşmayı sürdürmek
Örnek:
Her iki odadan üçer beşer kişi lakırtıyı uzattılar. M. Ş. Esendal
-
Vermek, göndermek.
-
Süreyi artırmak, temdit etmek
Örnek:
Meclis, olağanüstü hâl süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine ... süreyi uzatabilir... Anayasa
-
Extend. prolong. lengthen. stretch out. protract. renew. augment. belabor. belabour. continue. drag out. draw out. elongate. enlarge. grow. hand. hold out. hold over. outstretch. pad out. pass. pull out. rack. reach. repose on. sidestep. span. spin o.
-
Drape. extend. hand. lengthen. pad. pass. prolong. reach. stretch. to elongate. to extend. to lengthen. to prolong. to protract. to hand. to pass. to reach. to grow. to drag sth out. to draw sth out. to enlarge on sth. to stick sth out. stretch out. to hand. to prolog. to let get long.
-
Extend. augment. continue. draw. lengthen. produce. prolong. protract. reach. spread. stretch.
-
Kurutmak için asmak
Örnek:
Kar gibi çamaşırları serip eve döndü. O. Rifat
-
Göstermek amacıyla asmak veya yaymak.
-
Düz bir yere yaymak.
-
Açarak yaymak veya döşemek
Örnek:
Çerçeveli çerçevesiz bir sürü fotoğraf çıkarıp masanın üzerine serdi. A. Gündüz
-
Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek veya hırpalamak
-
Boşlamak, savsamak.
-
Spread out. spread. lay. lay out. unfold. stretch. let things slide.
-
Drape. lay. spread. wrap. to spread out/over. to lay. to hang up. to beat down. to neglect. to lay along.
-
To spread sth out on (the ground or floor. to spread sth over. to neglect sth. lay. lay out. leave in the cold. open. spread. stretch.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|