spode
-
I. iyi cins ingiliz porseleni.
-
İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
Örnek:
Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
-
Bol, yararlı, kazançlı.
-
Çok.
-
Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
-
Esen, sağlıklı.
-
Yerinde, uygun.
-
Yeterli, yetecek miktarda olan
Örnek:
Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
-
Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
-
1- (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli. 2- Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği. 3- Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
-
Good. fine. fair. well. all right. alright. great. okay. ok. sound. agreeable. comfortable. decent. well enough. gratifying. happy. just. kind. o.k. well. fine. decently. (sadece ingilizce sonuçlar)
-
Bonny. decent. fine. good. goodish. likely. nice. okay. passable. pretty. right. salubrious. well. suitable. fair. all right!. ok!.
-
Good. well. plentiful. abundant. in good health. bonny. decent. fine. okay. pretty. right.
-
Good
-
Bien
-
Bonus
-
[iğdemir -2]: Su değirmenlerinde üst taşı döndüren demir. (Köprü *Şarkikaraağaç -Isparta) [iğdemir -2] : (Kandilli *Bozüyük -Bilecik)
BİS
Başında, içinde, sonunda "spode" geçen kayıtlar (hepsine bakın)