|
space
-
Aralık koymak, fasıla bırakmak
-
Aralıklara bölmek.
-
Yer, alan, meydan
-
Mesafe, aralık, fasıla
-
müddet
-
Feza, uzay
-
matb
-
Ara vermek, boşluk bırakmak, aralık bırakmak, espas koymak, aralıklı dizmek
-
İki şey arasındaki açıklık, mesafe.
-
Sıra, vakit
Örnek:
O aralık açıkgözün biri de ayağımdan çıkan potini almış savuşmuş. M. Ş. Esendal
-
Uygun, elverişli durum, fırsat.
-
Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor.
Örnek:
Demek dişini sıkarsa on sene sonra on beş dönüm tarlası, dört ceviz ağacı olacaktı. S. F. Abasıyanık
-
Yılın otuz bir gün süren, son ayı, ilk kânun, kânunuevvel.
-
Ayakyolu.
-
Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas.
-
Yarı açık, tam kapanmamış.
-
Toplu cimnastiklerde, biri birinin ardı sıra durarak dizilenleri ayıran derinliğine açıklık.
-
İki nota arasındaki perde uzaklığı.
-
1- İki üşek arasında bir kıvılcım ya da yay atlamasının oluşabileceği uzaklık. 2- Bir mıknatıssal çevrimin iki parçasını ayıran hava aralığı. 3- Belirli iki değer arasındaki bölge.
-
Ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing.
-
Ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing. corridor. span.
-
Gap. interval. space. opening. time. moment. passageway. corridor. toilet. watercloset. ajar. half open.
-
December. slot. chasm. lag. leeway. joint. deadspace. hiatus. aperture. break. cranny. dead space. distance. intermission. interspace. lacuna.
-
distance
-
Gap, interval
-
gap
-
interval
-
Spalte
-
distance
-
Espace, intervalle
koymak(nedir ne demek)
-
Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
Örnek:
Öteki elini doktorun omzuna koydu. S. F. Abasıyanık
-
Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
-
Bırakmak.
-
Katmak, eklemek
-
İmza, tarih, adres yazmak.
-
Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
-
Etkilemek, dokunmak.
-
Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
-
Adamdan saymak, varlığını kabul etmek: Anasını durmadan nefes aldırmadan azarlıyor, babasını adam yerine koymuyor, ağzını açarken susturuyordu. -R. H. Karay. Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler. -M. Ş. Esendal.
-
Put. place. set. plant. lay. position. rest. stick. closure. dot smb. one. lay down. lay on. park. put down. set down. sting.
-
Apply. deposit. lay. park. place. post. put. set. stick. wrap. to put. to place. to set. to lay. to pour. to impose. to affect. to sadden. to move.
-
To put. to place. to let go. to affect. to upset. to bother. to move. to appropriate. to set aside.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|