|
soy gazlar
-
Bir atadan gelen kimselerin topluluğu, sülale
Örnek:
Bizler hadi neyse, böyle biraz gülünç bir adamın hafif adına katlanalım ama, yarın, bizim soyumuzdan kimlerin yetişeceğini kim bilir. M. Ş. Esendal
-
Cins, tür, çeşit.
-
İyi ve üstün nitelikleri bulunan.
-
Manzum söz
Örnek:
Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
-
Birkaç altbölükten oluşmuş, aşamalı toplumsal denetleme düzeni, bk. altbölük. krş. sınıf, altkültür.
-
Noble. family. ancestors. stirpes. race. stirps. breed. lineage. birth. ancestry. ancestor. cion. extraction. flesh and blood. genealogy. offshoot. parentage. pedigree. posterity. progeny. stock. strain. phylo-.
-
Ancestry. birth. blood. breed. descent. extraction. family. genealogy. kindred. lineage. parentage. pedigree. race. stem. stock. strain. ancestors.
-
A Chinese and Japanese liquid sauce for fish, etc., made by subjecting boiled beans , or beans and meal, to long fermentation and then long digestion in salt and water.
-
The soja, a kind of bean.
-
See Soja. most highly proteinaceous vegetable crop known erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-rich seeds; native to Asia a source of oil; used for forage and soil improvement and as food.
-
Descendance. descent. generation. line. race. sort. stock. lineage. family. people descended from a common ancestor. kind. species. genus. cast. range. quality. stem. nature. birth. blood. breed. genealogy. genealogical line. origin. parentage. pedigree.
-
A source of oil; used for forage and soil improvement and as food. erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-rich seeds; native to Asia. thin sauce made of fermented soy beans. most highly proteinaceous vegetable crop known.
-
caste
-
caste
-
soya
-
Bu fasulyeden yapılan sos.
-
Soya salçası, soya, soya fasulyesi
-
Tül.
-
Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.
-
Yağı, petrol
Örnek:
Aklıma geldi, kilerden bir teneke gaz çıkarttım. A. Gündüz
-
Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması.
-
lambası
Örnek:
Gözümü açtım ki gazlardan ikisi de sönmüş. A. Rasim
-
Doğal gaz.
-
Gaz yağı, petrol
-
Gaz lambası
-
Bk. uçun
-
Bir özdeğin moleküllerinin özgürce ötelenme devinimi yapabildikleri, sınır yüzeyi olmayan evre.İng.: gas Fr.:gaz Alm.: gas
-
Gaseous. gas. oil. fuel gas. exhalation. aero-.
-
Fume. kerosene. gas. oil. flatulence. wind.
-
Gas. kerosene. illuminating oil. vapor. vapour. fume. gaseous. aeriform. gauze. public-utility company. exhale.
-
Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı.
-
Özdecikleri ya da öğecikleri erkince devinebilen ve bulunduğu oylumu tam olarak dolduran özdek halleri.
-
Özdecikleri ya da öğecikleri erkince devinebilen ve bulunduğu oylumu tam olarak dolduran özdek halleri.
-
gas
-
Gas
-
gaz
-
Atomlarının dış elektron halkaları tamamıyla veya geçici olarak elektrona doymuş olan helyum, neon, argon, kripton, ksenon gazları, soy gazlar.
-
Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.
-
Başlıca, esaslı, temel.
-
prime.
-
Basic. fundamental.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|