Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız nedir, sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız ne demek (sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız nnd)

sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız nedir, sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız ne demek?

sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız

  1. (en) Deb.

ilk   US UK (nedir ne demek)

  1. Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı
    Örnek: Gözlerini açınca ilk işi saatine bakmak oldu. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni
    Örnek: İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. N. Cumalı
  3. Birinci olarak, en başta.
  4. (en) Kind of person; 'I don't like people of his ilk'.
  5. (en) First.
  6. (en) Primary.
  7. (en) The very first.
  8. (en) Original.
  9. (en) Beginning.
  10. (en) Early.
  11. (en) Elementary.
  12. (en) İnitial.
  13. (en) İnitiative.
  14. (en) İnitiatory.
  15. (en) Maiden.
  16. (en) Opening.
  17. (en) Preliminary.
  18. (en) Premier.
  19. (en) Primal.
  20. (en) Prime.
  21. (en) Primitive.
  22. (en) Primordial.
  23. (en) Pristine.
  24. (en) Proto-.
  25. (en) Former.
  26. (en) The first.
  27. Sınf, çeşit, tür, tip, cins
  28. Tür, çeşit, tip

kez (nedir ne demek)

  1. Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz, defa, kere, sefer.
  2. (en) Times.
  3. (en) Time defa.
  4. (en) Kere.
  5. (en) Sefer.

takdim (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme, sunma.
  2. Tanıtma, tanıştırma.
  3. Öne alma, önceye alma.
  4. Sunum
  5. Bk. sunma
  6. (en) Presentation.
  7. (en) İntroduction.
  8. (en) Presenting.
  9. (en) Offer.
  10. (en) Presentment.
  11. (en) Offering.
  12. (en) İntroducing sb to sb else.
  13. (en) Submission.

sunma (nedir ne demek)

  1. Sunmak işi.
  2. İzlencelerin, haberlerin sunulması işi.
  3. (en) Submission.
  4. (en) Presentation.
  5. (en) Offer.
  6. (en) Rendering.
  7. (en) Rendition.
  8. (en) Presentment.
  9. (al) Präsentation
  10. (fr) Présentation

genç (nedir ne demek)

  1. Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
    Örnek: Genç kızı bir gece pencerede görmüştü. H. Taner
  2. Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan).
  3. Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy.
  4. Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan
  5. Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç.
  6. Genç rolüne çıkan oyuncu.
  7. Genç oyuncu.
  8. Yaşı ilerlemiş olan.
  9. Dinç, sağlıklı.
  10. (en) Leading young actor (actress), juvenile lead.
  11. (en) Young.
  12. (en) Youthful.
  13. (en) Juvenile.
  14. (en) Adolescent.
  15. (en) Junior.
  16. (en) Green.
  17. (en) Teen.
  18. (en) Youngish.
  19. (en) Youth.
  20. (en) Young man.
  21. (en) Teenager.
  22. (en) Teeny.
  23. (en) Sapling.
  24. (en) Whelp.
  25. (en) Fresh.
  26. (en) Little.
  27. (en) Tender.
  28. (en) İn the prime of youth.
  29. (en) Maiden soil.
  30. (en) Rent boy.
  31. (en) Wet behind the ears.
  32. (en) Youngster.
  33. (al) "Jeune Premier"
  34. (fr) Jeune premier (-ère)

kız (nedir ne demek)

  1. Dişi çocuk
    Örnek: Düşüncesi bu noktaya gelince birdenbire Azize'nin küçük kızını hatırladı. H. E. Adıvar
  2. Bakire
  3. Evlenmemiş dişi insan.
  4. İskambil kâğıtlarında kız resimli kâğıt.
  5. Dişi.
  6. Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü.
  7. (en) Queen.
  8. (en) Maiden.
  9. (en) Girl.
  10. (en) Daughter.
  11. (en) Miss.
  12. (en) Chick.
  13. (en) Chicken.
  14. (en) Maid.
  15. (en) Babe.
  16. (en) Bird.
  17. (en) Bunny.
  18. (en) Colleen.
  19. (en) Female.
  20. (en) Jenny.
  21. (en) Lass.
  22. (en) Lassie.
  23. (en) Puss.
  24. (en) Virgin.
  25. (en) Wench.
  26. (en) Abduct.
  27. (en) Lass lassie.

deb   US UK (nedir ne demek)

  1. [deb (debt) ] sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız
  2. Sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız

zaman (nedir ne demek)

  1. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
    Örnek: Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin
  2. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
    Örnek: Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan
  3. Belirlenmiş olan an.
  4. Çağ, mevsim.
  5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
  6. Dönem, devir
    Örnek: Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi. H. Taner
  7. Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
    Örnek: Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
  8. Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
  9. Bk. çağ
  10. (Derleme.. fiillerdeZaman) Eylemlerin belirttikleri geçmişZaman, şimdikiZaman, genişZaman, gelecekZaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.
  11. Bk. evre
  12. Si biriminde saniye (s) gösterilen dördüncü boyut.
  13. Bir iş veya olayın geçmekte olduğu sürenin ölçüsü.
  14. Vakit; çağ.
  15. (en) Whilst.
  16. (en) Bout.
  17. (en) Leeway.
  18. (en) Space.
  19. (en) Beat.
  20. (en) The enemy.
  21. (en) İnterval.
  22. (en) Cycle.
  23. (en) Date.
  24. (en) Father time.
  25. (en) Hour.
  26. (en) Season.
  27. (en) Tense.
  28. (en) Time.
  29. (en) When.
  30. (en) While.
  31. (en) Sands.
  32. (en) Juncture.
  33. (en) Tide.
  34. (fr) Temps

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.048