|
sonuç
-
Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice
Örnek:
Her koşu beklenilmeyen, şaşırtıcı bir sonuç verebilirdi. N. Cumalı
-
Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey.
-
Öz, özet.
-
Bir yarışmada, spor karşılaşmasında tarafların elde ettikleri puan, sayı, skor.
-
Yazının veya sözün bitim bölümü.
-
(Mantıkta) Tasımın üçüncü önermesi; verilen öncüllerden çıkarılan önerme. // Öncüller doğru isesonuç da kesin olarak doğrudur,sonuç yanlışsa öncüller doğru olamazlar.
-
Bk. çıkarım sonucu, mantıksalsonuç, dizimselsonuç
-
Bir olayın oluşturduğu başka bir olay ya da durum.
-
Result. consequence. consequent. conclusion. outcome. issue. end. aftermath. close. corollary. decision. deduction. denouement. effect. event. finding. fruit. harvest. inference. joy. payoff. produce. product. resultant. sequel. show. success. sum. u.
-
Avail. child. close. conclusion. consequence. corollary. deduction. effect. ending. event. finding. fruit. hangover. inference. outcome. product. ramification. result. sequel. upshot. effect netice. end.
-
Result. attendant. conclusion. consequence. corollary. culmination. curtains. deduction. effect. event. eventuality. fruit. harvest. inference. issue. judgment judgement. outcome. pay off. payoff. product. pursuance. ramification. sequel. termination. ups.
-
conclusion
-
result
-
conclusion
-
conclusio
-
Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka
Örnek:
O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla. N. Cumalı
-
Önemli tarihsel olgu, fenomen.
-
Yasal düzenlemelere göre konusu suç teşkil eden ve teşkil ettiği değerlendirilen eylemlerin ortaya çıkması.
-
1- Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul. 2- Deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek, nesne, 3- Doğa olgusu.
-
Event. happening. fact. circumstance. incident. affair. case. episode. experience. instance. occurrence. scene.
-
Business. case. episode. event. experience. fact. happening. incident. occurrence. phenomenon. scene. thing.
-
Palm leaves, prepared for being written upon with a style pointed with steel.
-
Act. case. event. incident. occurrence. phenomenon. unusual event. action. affair. appearance. batch. casus. circumstance. episode. fact. happening. hardy annual.
-
phenomenon
-
event
başka(nedir ne demek)
-
Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge
Örnek:
Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim. H. Taner
-
Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan
Örnek:
Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor. H. E. Adıvar
-
Konu edilen, bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak başkası, başkaları biçiminde kullanılan bir söz
Örnek:
Başkalarının otuz liraya yaptığı bir kostümü siz niye seksen liraya yapıyorsunuz? R. N. Güntekin
-
"Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
-
Other. another. different. alternative. distinct. other than. apart from. else. forth. otherwise. except. save. but. saving. hetero-. beside. save. barring. excepting. saving. another.
-
Alternative. another. atypical. different. else. further. other.
-
Other. another. different. except. apart from. other than. alternative. else. several.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|