|
sonra gelen yemek
-
remove
-
Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı
Örnek:
Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim. A. İlhan
-
Daha uzak ve ileri bir yerde
Örnek:
Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık. R. N. Güntekin
-
Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz
Örnek:
Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim. R. N. Güntekin
-
Yoksa, aksi hâlde.
-
Arkadan gelen bölüm veya zaman.
-
Later. after. afterwards. afterward. thereafter. subsequently. subsequent to. sequel. post-. following. after.
-
Later. after. afterwards. afterward. thereafter. subsequently. subsequent to. sequel. post-. following. and. next. then. in the future. hereafter. part of a series. in future. otherwise.
-
After. then. afterwards. later. otherwise or else. notion and protest.
-
Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
-
Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).
-
Coming. incoming.
-
Coming. incoming. oncoming. arriving. reaching. comer.
-
İncoming. inbound. who is coming. incident. oncoming.
-
incoming
-
Yeme, karın doyurma işi
Örnek:
Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni. N. Cumalı
-
Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam.
-
Günün belli saatlerinde yenilen besin
Örnek:
Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada bir şey yenmez. H. Taner
-
Konuklara yiyecek verilerek yapılan ağırlama
Örnek:
Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu. F. R. Atay
-
Ağızda çiğneyerek yutmak
Örnek:
Adam o kadar çabuk yiyor ki, hizmetçi ekmek yetiştiremiyor. B. Felek
-
Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek
Örnek:
Necla onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor. H. Taner
-
Isırmak.
-
Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak.
-
Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak
Örnek:
Kendini topladı ama, fena yerinden gagayı yedi sanırım... M. Ş. Esendal
-
Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek.
-
Harcamak, tüketmek, bitirmek
Örnek:
Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum, diye latife ediyordu. M. Ş. Esendal
-
Yasal yoldan cezalandırılmak.
-
Yemek yeme, karın doyurma işi
-
Chow. dinner. dish. eat. food. grub. meal. repast. scoff. scran. crop. eat. ingest.
-
Abrade. board. course. crop. dinner. dish. eat. eats. erode. feed. food. grub. have. keep. partake. repast. swallow. table. meal. to eat. to consume. to accept.
-
To eat. to spend recklessly. to corrode. to consume.
-
Kaldırmak, defetmek, ortadan kaldırmak, uzaklaştırmak
-
öldürmek
-
Başka yere nakletmek, yerini değiştirmek
-
azletmek
-
kesmek
-
İzale etmek
-
Gitmek, ev değiştirmek, başka eve nakletmek
-
uzaklaştırma
-
Yer değiştirme
-
Derece, fark derecesi.
-
Kaldırmak, çıkarmak, gidermek, uzaklaştırmak, görevden almak, nakletmek, elini çekmek, ortadan kaldırmak, taşımak, götürmek, başka yere götürmek, yerinden etmek, taşınmak, götürülmek
daha(nedir ne demek)
-
Şimdiye kadar, henüz.
-
Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
Örnek:
Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
-
Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
-
Bundan başka, bunun dışında
Örnek:
Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
-
Any. more. over. yet. still. any. only. plus.
-
Any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.
-
Yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|