Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > sit for nedir, sit for ne demek (sit for nnd)

sit for nedir, sit for ne demek?

sit for   US UK

  1. Katılmak, aday olmak, poz vermek, modellik yapmak

sit   US UK (nedir ne demek)

  1. Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
  2. (en) To rest upon the haunches, or the lower extremity of the trunk of the body; said of human beings, and sometimes of other animals; as, to sit on a sofa, on a chair, or on the ground.
  3. (en) To perch; to rest with the feet drawn up, as birds do on a branch, pole, etc.
  4. (en) To remain in a state of repose; to rest; to abide; to rest in any position or condition.
  5. (en) To lie, rest, or bear; to press or weigh; - - with on; as, a weight or burden sits lightly upon him.
  6. (en) To be adjusted; to fit; as, a coat sts well or ill.
  7. (en) To suit one well or ill, as an act; to become; to befit; used impersonally.
  8. (en) To cover and warm eggs for hatching, as a fowl; to brood; to incubate.
  9. (en) To have position, as at the point blown from; to hold a relative position; to have direction.
  10. (en) To occupy a place or seat as a member of an official body; as, to sit in Congress.
  11. (en) To take a position for the purpose of having some artistic representation of one's self made, as a picture or a bust; as, to sit to a painter.
  12. (en) To sit upon; to keep one's seat upon; as, he sits a horse well.
  13. (en) To cause to be seated or in a sitting posture; to furnish a seat to; used reflexively.
  14. (en) The filename extension used by files compressed with StuffIt, a popular Macintosh archival and compression program.
  15. (en) This ending on a file type indicates it has been compressed with Stuffit software Stuffit Expander is used by Mosaic to decompress the file.
  16. (en) File compressed in the StuffIt format commonly used on Macintosh computers See also: hqx.
  17. (en) The ISO 4217 currency code for the Slovenian Tolar.
  18. (en) Syndicat islamique du travail - Trade union founded by the FIS in 1991.
  19. (en) Stuffit compressed file.
  20. (en) System Initialization Table A table containing user specifications the control the CICS initialization process.
  21. (en) Servizio Italiano di Taratura.
  22. (en) Slovenian tolars.
  23. (en) An abbreviation for Silicon Intensified Target Imager designed for low light applications A silicon target imager with a intensifier coupled to it.
  24. (en) To stay within your own base behind the protection of turrets and only leave to attack enemies, and even then within range of your bases' defense.
  25. (en) 3d pers.
  26. (en) Sing.
  27. (en) Pres.
  28. (en) Of Sit, for sitteth.
  29. (en) To suit ; to become.
  30. (en) Be in session; 'When does the court of law sit?' sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
  31. (en) Be seated.
  32. (en) Sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
  33. (en) Take a seat.
  34. (en) Be in session; 'When does the court of law sit?'.
  35. (en) Assume a posture as for artistic purposes; 'We don't know the woman who posed for Leonardo so often'.
  36. (en) Sit and travel on the back of animal, usually while controlling its motions; 'She never sat a horse!'; 'Did you ever ride a camel?'; 'The girl liked to drive the young mare'.
  37. (en) Work or act as a baby-sitter; 'I cannot baby-sit tonight; I have too much homework to do'.
  38. (en) Show to a seat; assign a seat for; 'The host seated me next to Mrs Smith'.
  39. (en) Expression aimed at the ball to encourage it to stop rolling.
  40. (en) Be seated, as in: Please, sit here by me and tell me about your new job.
  41. (en) The file extension for files created by Stuffit - a compression software.
  42. (en) Feather.
  43. (sat, -ting) oturmak, çömelmek
  44. Tünemek
  45. Kuluçkaya yatmak
  46. Filanca tarafta bulunmak
  47. Toplantıda üye sıfatı ile oturmak: toplantı yapmak, toplanmak
  48. Ressam veya heykeltıraşa modellik etmek
  49. Resim çektirmek için poz vermek
  50. Binip oturmak (ata)
  51. Oturtmak
  52. Oturmak, poz vermek, modellik yapmak, sınava girmek, konmak, tünemek, kuluçkaya yatmak, toplanmak, oturuma katılmak, tam oturmak, yola getirmek, burnunu sürtmek, binmek, oturtmak

for   US UK (nedir ne demek)

  1. Genellikle canlı hayvanlardan oluşan malların satıcı tarafından, alıcının belirlediği demiryolu istasyonunda teslim edilmesi yükümlülüğünü içeren bir teslim biçimi ve buna dayalı fiyat.
  2. (en) Free on rail.
  3. Foreign, forestry.
  4. Edat bağlaç için, -e
  5. Uğruna
  6. Şerefine
  7. -den dolayı sebebi ile, cihetten
  8. -e mukabil, karşı
  9. Uygun
  10. Yerine
  11. Hususunda, dair
  12. Göre
  13. Baglaç çünkü, zira
  14. İçin, göre, amacıyla, doğru, uygun, yönünde, yarayan, karşı, dolayı, sebebiyle

katılmak (nedir ne demek)

  1. Katma işi yapılmak.
  2. Bir topluluğa girmek, iştirak etmek
    Örnek: Üç dört ev ötedeki boş arsada çocukların oyunlarına katıldım. N. Cumalı
  3. Ortak olmak, benimsemek
  4. Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılması üzerine soluk kesilmek
  5. (en) Amalgamate.
  6. (en) Contribute.
  7. (en) İncorporate.
  8. (en) Mingle.
  9. (en) Partake.
  10. (en) To be added.
  11. (en) To be added to.
  12. (en) To be mixed with.
  13. (en) To enter into.
  14. (en) To participate in.
  15. (en) To agree with sb.
  16. (en) Play ball.
  17. (en) Weigh in with.
  18. (en) Be in the swim.
  19. (en) Be out of the swim.
  20. (en) Take a share in.
  21. (en) Sit for.
  22. (en) Attend.
  23. (en) Join.
  24. (en) Join in.
  25. (en) Participate.
  26. (en) Take part.
  27. (en) Accompany.
  28. (en) Go with.
  29. (en) Share.
  30. (en) Be out of breath.
  31. (en) Adhere.
  32. (en) Affiliate.
  33. (en) Ally.
  34. (en) Ally oneself.
  35. (en) Put in an appearance.
  36. (en) Attach oneself to.
  37. (en) Chip.
  38. (en) To mingle.
  39. (en) To join.
  40. (en) To come in on sb/sth.
  41. (en) To amalgamate.
  42. (en) To go in for sth.
  43. (en) To attend.
  44. (en) To be absent.
  45. (en) To agree with.
  46. (en) To go along with sb/sth.
  47. (en) To abet.
  48. (en) To share in sth.
  49. (en) To partake in sth.

aday (nedir ne demek)

  1. Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse
    Örnek: Babası da beni damat adayı olarak görüyordu. M. Yesarî
  2. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet
    Örnek: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, on gün içinde Başkanlık Divanına bildirilir. Anayasa
  3. Ulusal ya da karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular.
  4. Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse.
  5. Bir iş için yetiştirilmekte olan kimse.
  6. (en) Applicant namzet.
  7. (en) Solicitor.
  8. (en) Suitor.
  9. (en) Applicant.
  10. (en) Cadet.
  11. (en) Candidate.
  12. (en) Aspirant.
  13. (en) Contestant.
  14. (en) Entrant.
  15. (en) Nominee.
  16. (en) Postulant.
  17. (en) Remainderman.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.018