Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > silme kafası nedir, silme kafası ne demek, silme kafasıın anlamı, ingilizcesi (silme kafası nnd)

silme kafası nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






silme kafası

  1. Ses aygıtı ya da mıknatıslı görüntü aygıtlarının silmeyi sağlayan bölümü.
  2. (en) Erasing head, erase head, wiping head
  3. (al) Löschkopf

silme (nedir ne demek)

  1. Duvar, tavan vb. yerlerde yapılan kabartma kenar.
  2. Ağzına kadar dolu, sıvama, lebalep
    Örnek: O çağlarda saraylar, konaklar, yalılar silme cariyedir. S. Birsel
  3. Baştan aşağı, tam olarak, tamamen.
  4. Silmek işi.
  5. (Mimarlık) Duvar ya da tavan gibi yerlerde yapılan kabartma kenar.
  6. (I) OPTES veri tabanına kaydedilen izlerin mevzuatça belirlenen süreler sonunda silinmesi.
  7. Üzerine ses ya da görüntü saptanmış mıknatıslı kuşakları,silme kafasından geçirerek ortadan kaldırma, böylelikle yeni bir saptamaya hazırlama.
  8. (en) Erasing, erasion, erasure, wiping
  9. (en) Wiping. rubbing. wipe. erasion. erasure. cancel. cancellation. defacement. deletion. obliteration.
  10. (en) Wipe. struck measure. level measure. erasure. blanking. moulding. full to the brim. brimful.
  11. (en) Wipe. wiping up. wiping away. wiping. drying. cleaning. erasing. molding. projecting stringcourse. coping. full to the brim. brimful. completely. wholly. entirely. rubbing. grind. polishing. grinding. rub. surfacing. moulding. flush. dressing. carve.
  12. (en) moulding
  13. (al) Löschung
  14. (fr) effacement
  15. (fr) moulure

kafa (nedir ne demek)

  1. İnsan başı, ser.
  2. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü.
  3. Bellek.
  4. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu.
  5. Mekanik bir bütünün parçası.
  6. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek
    Örnek: Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş. Y. K. Beyatlı
  7. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet
  8. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç.
  9. Bk. baş
  10. (en) head
  11. (en) Head. brains. bean. intelligence. cast of mind. chump. coconut. conk. costard. end. headpiece. knob. nob. noddle. noggin. noodle. nut. onion. pate. poll. potato. savvy. sconce.
  12. (en) Bean. crumpet. head. loaf. mind. nut. brain. brains. intelligence.
  13. (en) Head. mind. mental attitude. intelligence. brain. habit. headpiece. knob. noddle. noggin. understanding.
  14. (al) Kopf
  15. (fr) tête

baş (nedir ne demek)

  1. İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser
    Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
  2. Bir topluluğu yöneten kimse
  3. Başlangıç.
  4. Temel, esas
  5. Arazide en yüksek nokta.
  6. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
  7. Bir şeyin uçlarından biri
  8. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet.
  9. Çıban.
  10. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi.
  11. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa.
  12. Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı.
  13. Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı.
  14. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı.
  15. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika.
  16. (en) Chief. head. arch. capital. central. in chief. especial. first. foremost. general. governing. grand. initial. master. premier. primal. primary. prime. principal. beginnings. head. top. knob. heading. beginning. bow. chief. coconut. costard. leader. n.
  17. (en) Chief. head. arch. capital. central. in chief. especial. first. foremost. general. governing. grand. initial. master. premier. primal. primary. prime. principal. beginnings. top. knob. heading. beginning. bow. coconut. costard. leader. n. base. cardinal. helm. kingpin. nut.
  18. (en) Beginning. bow. head. leader. leading. top. chief. crest. either of two ends. bow. glove. bulb. head. agio. exchange premium. upper end. sconce. prow. foreship. knob. fore. poll. major. boss. standard. primary. headman. header.
  19. (en) head
  20. <(al) Kopf Dgr.: Yun. kephale:baş
  21. (fr) tête

ses aygıtı (nedir ne demek)

  1. Sesin meydana gelmesi için gerekli olan aletler bütünü.
  2. Mıknatıslı ses kuşağının mıknatıslı alandan geçirilmesi (sesin saptanması), sonra bu kuşağın bir elektrik devresi yakınından geçirilerek akım oluşturması (sesin okunması) temeline dayanan, demir mıknatısı özdeklerindeki artık mıknatıslamadan yararlanarak sesi saptayan ve okuyan aygıt.
  3. (en) Tape recorder, magnetic recorder (tape recorder, sound recorder)
  4. (al) Bandspiler, Magnettongerät, Magnetofon(gerät), Tonbandgerät, Tonbandmaschine, magnetische Schreiber
  5. (fr) Magnétophone, enregistreur magnétique

ses (nedir ne demek)

  1. Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün
    Örnek: Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu. F. R. Atay
  2. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda yaptığı titreşim
    Örnek: Boğukluğu benim kulağıma da ürkütücü gelen bir sesle sordum. R. H. Karay
  3. Duygu ve düşünce
    Örnek: Gençliğin sesini duyuran başka bir dergide ... Y. Z. Ortaç
  4. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki.
  5. Aralarında uyum bulunan titreşimler.
  6. (Derleme.. fonem,ses unsuru,seslik, ün) Kulağın duyabildiği titreşim.
  7. İşitme duyusunu, uyaran dalga; bu tür dalgaların beynin işitme özeğini etkilemesi.
  8. Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu.
  9. (en) sound
  10. (en) Sound. sonic. phonic. audio. vocal. acoustic. sound. voice. noise. tone. cry. call. shout. clatter. sonance. vocal. vox. phono-. sono-.
  11. (en) Noise. sound. tone. voice. cry. note.
  12. (en) Audio. sound. voice. tone. noise. audiovisual aids. blur. clatter. cry. murmur.
  13. (en) Senior Executive Service. means the Senior Executive Service.
  14. (en) Senior Executive Service.
  15. (en) Spongiform encephalopathy.
  16. (en) Severely Errored Seconds: A unit used to specify the error performance of T carrier systems This indicates a second containing ten or more errors, usually expressed as SES per hour, day, or week This method gives a better indication of the distribution of bit errors than a simple Bit Error Rate Refer also to EFS See also Source End Station.
  17. (en) Student Employment Services.
  18. (en) Severely Errored Second. abbr Service Evaluation System.
  19. (en) Scsi Enclosure Services are an ANSI X3 T10 standard for temperature and power monitoring of disk enclosures for enhanced data protection.
  20. (en) Shelf Edge Study Part of LOIS project.
  21. (en) Sports Education Service of the Australian Sports Commission. A second that has an equivalent error ratio greater than 1-in-1,000 In SF, a second with one or more LOSs or frame sync losses, six or more framing bit errors, or 1,544 or more BPVs In ESF, a second with one or more LOSs or frame sync losses, 320 or more CRC-6 errors, or 1,544 or more BPVs On unframed circuits, a circuit with one or more LOSs, or 1,544 or more BPVs.
  22. (en) Secondary Emissions Standard. severely errored seconds Seconds during which the bit error ratio is greater than a specified limit and transmission performance is significantly degraded A performance monitoring parameter is measured on a per-channel basis.
  23. (en) Sound, phonem
  24. (en) speech
  25. (al) Ton, Klang, Laut, Schall
  26. (al) Schall
  27. (fr) son
  28. (fr) Phoneme, son

se(nedir ne demek)

  1. Selenyum'Un simgesi.
  2. Sindirilebilir enerji.
  3. (en) [SE (System Engineer) ] n. compass direction located halfway between south and east
  4. (en) Digestible energy

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük