Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > silahlı kuvvetler nedir, silahlı kuvvetler ne demek, silahlı kuvvetlerin anlamı, ingilizcesi (silahlı kuvvetler nnd)

silahlı kuvvetler nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








silahlı kuvvetler

  1. Kara kuvvetleri, deniz kuvvetleri, hava kuvvetleri ve jandarma kuvvetlerinden oluşan örgüt.
  2. (en) [silâhlı kuvvetler] n. armed forces, the armed forces, the forces, armament
  3. (en) Armed forces, the armed forces, the forces, armament

silahlı (nedir)

  1. Silahı olan.
  2. (en) Armed, in arms
  3. (en) Armor clad.
  4. (en) Armed.

kuvvet (nedir)

  1. Fiziksel güç, takat
    Örnek: Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok. Y. Z. Ortaç
  2. Güç
  3. Şiddet, zor, cebir.
  4. Yetke, erk, nüfuz.
  5. Dayanıklı olma durumu, tahammül, mukavemet.
  6. Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü
  7. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
  8. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.
  9. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  10. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  11. Bk. güç
  12. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (SI birimi newton'dur).
  13. (en) Force
  14. (en) Power. force. strength. energy. vigor. vigour. potency. might. beef. command. dint. lustiness. main. pith. punch. robustness. sinew. stamina. vinegar. vis. zing. thews.
  15. (en) Action. force. might. muscle. pep. power. steam. strength. vigour. might güç.
  16. (en) Force. power. strength. vigor. power. action. command. drive. emphasis. energy. fibre. function. go. heart. imperium. iron. might. nerve. pep. potency. punch. snap. stamina. steam. substance. vigour. vim. virtue. zap.
  17. (al) Kraft
  18. (fr) Force

güç (nedir)

  1. Ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül.
  2. Yapılması zor, çetin, kolay karşıtı
    Örnek: Değiştirmedim ben düşüncemi. Güçtür şiir söylemek, nesir yazmaktan çok güçtür. N. Ataç
  3. Zorlukla
    Örnek: Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.
  5. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
  6. Sınırsız, mutlak nitelik.
  7. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik.
  8. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği.
  9. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet.
  10. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
  11. Bir toprağın verimlilik yeteneği.
  12. 1- İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. 2- Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği.
  13. 1-Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki vegüçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yöneticigüç). 2- Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.) 3- Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyle sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.)
  14. 1. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı
  15. Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık birgüç, saniyede 1 jul iş yapar).
  16. Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği.
  17. 1. Yorucu, emekle yapılan. 2. Zor, çetin. 3. Şiddet. 4. İş, meşguliyet. 5. Kuvvet.
  18. (en) 1. power, 2. electric power
  19. (en) Difficult. hard. arduous. baffling. tricksy. strength. power. force. energy. ability. capability. capacity. arm. clout. clutch. command. control. dominance. forcefulness. intensity. iron. might. pep. pith. potency. potential. punch. rod. sinew. spiri.
  20. (en) Ability. arduous. arm. ascendance. austere. difficult. effort. energy. exacting. force. hard. heavy. impossible. laborious. might. muscle. onerous. pep. potency. potential. power. punch. push. rough. sap. sinew. stamina. steam. sticky. stiff. strength. strenuous. tough. troublesome. vigour. zip.
  21. (en) Power. impulse. proficiency. influence. rating. task. delivery job. heavy duty. ability. arduous. arm. capability. capacity. competence. difficult. effort. energy. faculty. force. hard. impetus. lift. might. painful. parlous. pith. potency. severe. solidi.
  22. (en) Power
  23. (al) 1. Leistung, 2. Kraftstrom
  24. (al) Leistung
  25. (fr) 1. puissance, 2. puissance (électrique)
  26. (fr) Force
  27. (fr) Puissance
  28. (la) Fortitudo

kara kuvvetleri (nedir)

  1. Bir ülkeyi karadan gelecek saldırı ve tehlikeye karşı korumak amacı ile kurulan askerî teşkilat.
  2. Silahlı kuvvetler içinde yer alan kara ordularının tümü.
  3. (en) Continental power. land forces.

kara (nedir)

  1. Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak
    Örnek: Havamız da, karamız da, denizlerimiz de kirli olduğuna göre... H. Taner
  2. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı.
  3. Bu renkte olan
  4. Esmer.
  5. Kötü, uğursuz, sıkıntılı
  6. Yüz kızartıcı durum, leke.
  7. İftira.
  8. Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi.
  9. 1. En koyu renk, siyah. 2. Zenci, esmer.
  10. (en) Black. dark. overland. sable. territorial. sooty. earth. ground. ivory-black. land. sable. shore. smut. terra firma. nigr-.
  11. (en) Black. blot. mainland. shore. land. territorial. terrestrial.
  12. (en) Black and dry land. shore continent. biosphere. black. earth.
  13. (en) Iron Bracelet. -working; -producing; -energetic.
  14. (en) S steel bangle worn on the right wrist by Sikhs. 'China'. empty of China.
  15. (en) Empty.
  16. (en) Black
  17. (fr) Noir

deniz (nedir)

  1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
  2. Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
  3. Aydaki düzlükler.
  4. Geniş alan.
  5. Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
  6. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
  7. 1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi. 2. mec. Çok, bol.
  8. (en) Sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.
  9. (en) Sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.
  10. (en) Ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.
  11. (en) Sea
  12. (fr) Mer

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)