|
silahlı soygun yapmak
-
Stick up
-
Silahı olan.
-
Armor clad.
-
armed.
-
Armed, in arms
-
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık.
-
Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun.
-
Robbery. pillage. despoilment. heist. rip-off.
-
Robbery. pillage. spoliation.
-
Robbery. despoliation. burglary insurance.
-
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
Örnek:
Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
-
Olmasına yol açmak.
-
Onarmak, tamir etmek.
-
Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
Örnek:
Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
-
Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
Örnek:
Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
-
Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
Örnek:
Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
-
Düzenli bir duruma getirmek.
-
Üretmek.
-
Accomplish. acquit oneself. architect. build. carve out. contrive. create. do. engineer. establish. execute. fashion. fulfil. fulfill. get. go over. go through. have. implement. land. make. perform. ply. practice. practise. produce. profess. put thro.
-
Build. commit. construct. cost. deliver. discharge. do. draw. fabricate. fill. found. fulfil. have. hold. make. manage. manufacture. perform. perpetrate. practise. produce. put. redeem. transact. to do. to make. to perform. to fulfil. to carry sth out. to mend. to repair. to fix onarmak. tamir etmek. to build. to construct. to erect. to found inşa etmek. to produce. to manufacture. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek. to cost. to do with. to have. to possess. to cook. to have. to draw. to deliver. to fix onarmak. to found inşa etmek. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek.
-
To make. to build. to construct. to fashion. to create. to manufacture. to produce. to prepare. to do. to buoy oneself with sth. to do sth as one's regular work or occupation. to carry out. to perform. to affect. to execute. to repair. to fix sth. to caus.
-
father
-
perpetrate
-
Put on
-
Soymak, silahlı soygun yapmak, dik durmak, dikilmek
-
Tahta parçası, değnek, baston, çubuk sopa, ağaç, sırık, tahta
-
matb
-
saplamak
-
delmek
-
koymak
-
sokmak
-
çakmak
-
Saplanıp kalmak, hareket edememek, kopmamak
-
Yapıştırmak, yapışmak
-
Bıçaklamak, hançerlemek
-
Batmak (iğne, diken)
-
dili
silah(nedir ne demek)
-
Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç.
-
Savunmak veya saldırmak için kullanılan, başvurulan her şey.
-
Bir konuda etkili nesne, etken araç
Örnek:
Bir maddi menfaate dayanmayan meselelerde rica ve niyaz en kuvvetli bir silahtır. R. N. Güntekin
-
Uzaktan ya da yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden, ruhsata tabi araç ve aletlerin tümü.
-
armor.
-
Armor. arm. weapon.
-
Arms. gun. armament. hardware. weapon.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|