Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > silah altında olmak nedir, silah altında olmak ne demek, silah altında olmanın anlamı, ingilizcesi (silah altında olmak nnd)

silah altında olmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








silah altında olmak

  1. (en) Bear arms

silah (nedir)

  1. Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç.
  2. Savunmak veya saldırmak için kullanılan, başvurulan her şey.
  3. Bir konuda etkili nesne, etken araç
    Örnek: Bir maddi menfaate dayanmayan meselelerde rica ve niyaz en kuvvetli bir silahtır. R. N. Güntekin
  4. (en) Armor.
  5. (en) Armor. arm. weapon.
  6. (en) Arms. gun. armament. hardware. weapon.

altında (nedir)

  1. Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.
  2. (en) Under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. under. below. underneath. beneath. neath. sub.
  3. (en) Under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. neath. sub.
  4. (en) Under. below. beneath. hypo. underneath.
  5. (en) Below
  6. (fr) Au-dessous de

altın (nedir)

  1. Bu elementten yapılmış
    Örnek: Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor. M. Ş. Esendal
  2. Üstün nitelikli, değerli.
  3. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au).
  4. Altından yapılmış sikke.
  5. Doğada az bulunması dolayısıyla para olarak kullanılan ya da devletlerce para karşılığında saklanan değerli maden.
  6. 1. Parlak sarı renkte, kolay işlenen, değerli paslanmaz maden. 2. mec. Değerli, nitelikli, eşi bulunmaz.
  7. Sarı renkli, yumuşak, dövülgen ve esnek bir soy metal. A. A. 197.2; A. S. 79.
  8. (en) Gold. golden. gold.
  9. (en) Gold. golden. prospector. gold coin.
  10. (en) Gold. metallic currency. golden. m f money. noble metal. world money. nonmonetary investments. piece of gold. yellow metal.
  11. (en) Gold
  12. (fr) Or

olmak (nedir)

  1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
    Örnek: En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
  2. Gerçekleşmek veya yapılmak.
  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
    Örnek: Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
  4. Bir şeyi elde etmek, edinmek
    Örnek: Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
  5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
  6. Herhangi bir durumda bulunmak.
  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
  8. Yetişmek, olgunlaşmak.
  9. (en) Be situated
  10. (en) Be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.
  11. (en) Become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to mature. to catch. to have. to undergo. to be ready/prepared/cooked. etc. to be done out of sth. catch. to be completed. to be cooked.
  12. (en) To be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.

bear (nedir)

  1. (i). ayı; ayıya benzer hayvan: ant bear; hantal kimse, kaba kimse; tic. borsada fiyatlar düşecek ümidiyle ilerde alacağı tahvil ve senetleri evvelden satan kimse. the Bear Rusya. bearberry (i). ayı üzümü, (bot). Arctostaphylos uvaursi. bear garden hayvanat bahçesi; kargaşalık. bears-breech (i). ayı pençesi, (bot). Acanthus mollis. bear's-ear i ayı kulağı, (bot). Primula auriculata. bearskin (i). ayı postu. brown bear boz ayı, zool. Ursus arctos. Great Bear Büyük Ayı . Little Bear Küçük Ayı.
  2. (f). taşımak, kaldırmak; tahammül etmek, dayanmak; üstüne almak; lâyık olmak; etrafa yaymak; aklında tutmak; (meyva) vermek (ağaç) ; doğurmak. bear down çabalamak; sıkıstırmak. bear on alakası olmak. bear out desteklemek, teyit etmek. bear up dayanmak, cesareti elden bırakmamak bear with sablrlı olmak, sabırla tahammül etmek. bearable (s). dayanılabilir. bearably (z). dayanılabilir şekilde born (s). doğmuş.
  3. F. taşımak; katlanmak, çekmek, sineye çekmek, üstlenmek, gütmek (kin), hazmetmek, dişini sıkmak; götürmek, getirmek, vermek, dönmek; değmek, sapmak, yönelmek; spekülasyon yapmak, borsa fiyatlarını düşürmek; duymak (sevgi); doğurmak

arms (nedir)

  1. (i). silâhlar, cephane; arma.To arms ! Silâh başına ! bear arms silahlı olmak. under arms silâhlanmış, harbe hazır. up in arms ateş püskürmeye hazır ; ayaklanmış; of kelenmiş. Iay down arms sulh yapmak; teslim olmak.
  2. I. silâh, cephane, arma, kucak, koyun

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)