|
silah altında olmak
-
Bear arms
-
Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç.
-
Savunmak veya saldırmak için kullanılan, başvurulan her şey.
-
Bir konuda etkili nesne, etken araç
Örnek:
Bir maddi menfaate dayanmayan meselelerde rica ve niyaz en kuvvetli bir silahtır. R. N. Güntekin
-
Uzaktan ya da yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden, ruhsata tabi araç ve aletlerin tümü.
-
armor.
-
Armor. arm. weapon.
-
Arms. gun. armament. hardware. weapon.
-
Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.
-
Yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda.
-
Under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. under. below. underneath. beneath. neath. sub.
-
Under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. neath. sub.
-
Under. below. beneath. hypo. underneath.
-
below
-
Au-Dessous de
-
Bu elementten yapılmış
Örnek:
Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor. M. Ş. Esendal
-
Üstün nitelikli, değerli.
-
Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au).
-
Altından yapılmış sikke.
-
Doğada az bulunması dolayısıyla para olarak kullanılan ya da devletlerce para karşılığında saklanan değerli maden.
-
Simgesi Au, atom numarası 79, atom kütlesi 196,97 g, yoğunluğu 19,32 g/mL, e.n. 1064,76
-
Parlak sarı renkte, kolay işlenen, değerli paslanmaz maden.
-
Mec. Değerli, nitelikli, eşi bulunmaz.
-
Sarı renkli, yumuşak, dövülgen ve esnek bir soy metal. A. A. 197.2; A. S. 79.
-
Gold. golden. gold.
-
Gold. golden. prospector. gold coin.
-
Gold. metallic currency. golden. m f money. noble metal. world money. nonmonetary investments. piece of gold. yellow metal.
-
gold
-
or
-
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
Örnek:
En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
-
Gerçekleşmek veya yapılmak.
-
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
Örnek:
Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
-
Bir şeyi elde etmek, edinmek
Örnek:
Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
-
Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
-
Herhangi bir durumda bulunmak.
-
Uygun düşmek, yerinde görülmek.
-
Yetişmek, olgunlaşmak.
-
Be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.
-
Become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to mature. to catch. to have. to undergo. to be ready/prepared/cooked. etc. to be done out of sth. catch. to be completed. to be cooked.
-
To be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.
-
Be situated
-
Silah taşımak, silah altında olmak, asker olmak, askerlik yapmak
-
Taşımak; katlanmak, çekmek, sineye çekmek, üstlenmek, gütmek (kin), hazmetmek, dişini sıkmak; götürmek, getirmek, vermek, dönmek; değmek, sapmak, yönelmek; spekülasyon yapmak, borsa fiyatlarını düşürmek; duymak (sevgi); doğurmak
-
ayı
-
Ayıya benzer hayvan: ant bear
-
Hantal kimse, kaba kimse
-
tic
-
Taşımak, kaldırmak
-
Tahammül etmek, dayanmak
-
Üstüne almak
-
Lâyık olmak
-
Etrafa yaymak
-
Aklında tutmak
-
(meyva) vermek (ağaç)
-
doğurmak
arms
(nedir ne demek)
-
Silâhlar, cephane
-
Arma.To arms ! Silâh başına ! bear arms silahlı olmak
-
Silah, cephane, arma, kucak, koyun
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|