|
sigorta belgesi
-
Policy
-
Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi
-
Bu tür sözleşmeleri yapan şirket.
-
Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda eriyerek güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne veya düzen
Örnek:
Bir hatta giden sigorta yanarsa o hattın lambaları söner. S. F. Abasıyanık
-
Bk. güvence
-
Bk. korunç
-
Insurance. insurabile. insurance. assurance. fuze. fuse.
-
Assurance. fuse. insurance.
-
Insurance. assurance. fuse. aids to trade. cover. safety net.
-
Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti.
-
Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
-
Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat.
-
1. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. 2. bk. kefalet
-
Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
-
Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
-
Reassurance. guarantee. guaranty. assurance. security. indemnification. indemnity. surety.
-
Assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. to have confidence.
-
Assurance. guarantee.
-
Fuse
-
Guarantee, assurance, cover
-
Sicherung, Stromsicherung
-
Coupe -circuit
-
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman
Örnek:
Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu. T. Buğra
-
Bir olguyu ya da bir savın doğruluğunu gösteren, basılı da olabilen kanıtlayıcı gereç.
-
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman.
-
Document. certificate. voucher. brief. card. deed. instrument. letter. muniment. note. present. record. reference. sheepskin.
-
Certificate. document. voucher.
-
Certificate. document. deed. record. voucher. voucher copy. instrument. paper. process. proof. testimonial.
-
Document
-
I. siyaset , politika,idare, tedbir;takip edilen yol veya yön,hareket hattı.domestic policy iç politika,dahili siyaset.foreign policy dış politika, harici siyaset. public policy kamu yararını gözeten politika.
-
I. sigorta mukavelenamesi, poliçe;piyangoda kazanan numaralar üzerine oynanan kumar. policy shop piyango biletleri üzerine kumar oynanan yer.endowment policy belirli bir sürenin bitiminde belirli bir meblağın ödenmesini icap ettiren hayat sigortası poliçesi.floating policy den. sig. dalgalı sigorta poliçesi. life insurance policy.
-
I. politika, siyaset, hareket tarzı, önlem, tedbir, poliçe, sigorta belgesi
-
Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer
Örnek:
Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum. N. Cumalı
-
Olumsuz cümlelerde kişi
-
Person. one. soul. cad. thing. wallah. wight. somebody. anybody. anyone. someone. one. no one. nobody. no man.
-
Any. anybody. party. people. person. sort. soul. someone. somebody. anyone. nobody. no one.
-
Someone. somebody. anyone. anybody. nobody. no one. anybody anyone. individual. soul. wight.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|