|
show
-
Eski veya (Ing). shew (şo) (f). (i). göstermek, arzetmek, göz önüne koymak; ihsan etmek; izhar etmek, meydana çıkarmak; içeriye götürmek; anlatmak, ispat etmek; söylemek; öğretmek; görünmek, gözükmek, kendini göstermek; yarışmaya katılmak; yarışta üçüncü gelmek; (i). gösteriş, görünüş, temaşa; temsil, sergi; gösteri, numayiş; taklit; saltanat, debdebe, azamet; yarışta üçüncü yer; belirti; (k).dili fırsat, şans. show bill büyük harflerle yazılmış duvar afişi. show biz ABD, argo tiyatroculuk. show forth açıklamak, izah etmek, beyan etmek. show of hands onaylayan ellerin havaya kalkması. show off gösteriş yapmak; göstermek. show one's hand kozunu meydana koymak; iskambil elini açmak. show one the door bir kimseye kapıyı göstermek, kapı dışarı etmek, kovmak. show room sergi salonu. show the teeth dişlerini göstermek; şiddetle karşı koymak. show up beklenilen yere gelmek, gözükmek, meydana çıkmak. show window vitrin, dükkân camekânı. for show gösteriş olsun diye.
-
F. dışa vurmak, göstermek, sergilemek, meydana çıkarmak, belirtmek, belli etmek, görünmek, ibraz etmek, belli olmak, gösterimde olmak, kendini göstermek, gösterilmek; renk vermek; sahnelemek; kanıtlamak, açıklamak delâlet etmek, öğretmek
-
Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı
Örnek:
Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden? N. Ataç
-
Önceki, sabık
Örnek:
Anlatışına bakılırsa, eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş. H. Taner
-
Geçerli olmayan
Örnek:
Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir. R. N. Güntekin
-
Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
-
Geçmiş çağlardaki
Örnek:
Kendimi eski zamanların eski bir gecesinde gayet geç bir saatte sokakta dolaşıyorum sanıyordum. R. N. Güntekin
-
Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan.
-
Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
Örnek:
Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum. H. Z. Uşaklıgil
-
Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz.
-
Eskiye ait,eski devirden kalma arkaik, kalıntı.
-
Old. ancient. early. former. earlier. ex. out-of-date. old-time. used. secondhand. archaic. bygone. crusted. cut-and-dried. disused. erstwhile. immemorial. late. obsolete. olden. onetime. passe. passee. past. previous. prior. quondam. sometime. of lo.
-
Ancient. antiquated. archaic. bygone. corny. dated. early. former. late. obsolete. old. onetime. past. shabby. sometime. unto. used. veteran. ex. previous. obsolescent. old-fashioned. out of date. outmoded. worn-out. secondhand. back.
-
Ancient. ex. former. old. veteran. worn out. second hand. archaic. early. gray. grey. hoary. olden. one time. outworn. previous. primitive. pristine. quondam. stale. threadbare. used.
-
Archaic
-
Archaique
-
(İng.), (bak.) show.
-
F. göstermek, sergilemek, sunmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|