Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > show around nedir, show around ne demek, show around türkçesi, türkçe anlamı (show around nnd)

show around nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






show around   US UK

  1. gezdirmek

show   US UK (nedir ne demek)

  1. Eski veya shew göstermek, arzetmek, göz önüne koymak
  2. İhsan etmek
  3. İzhar etmek, meydana çıkarmak
  4. İçeriye götürmek
  5. Anlatmak, ispat etmek
  6. söylemek
  7. öğretmek
  8. Görünmek, gözükmek, kendini göstermek
  9. Yarışmaya katılmak
  10. Yarışta üçüncü gelmek
  11. Gösteriş, görünüş, temaşa
  12. Temsil, sergi
  13. Gösteri, numayiş
  14. taklit
  15. Saltanat, debdebe, azamet
  16. Yarışta üçüncü yer
  17. belirti
  18. Dili fırsat, şans
  19. Dışa vurmak, göstermek, sergilemek, meydana çıkarmak, belirtmek, belli etmek, görünmek, ibraz etmek, belli olmak, gösterimde olmak, kendini göstermek, gösterilmek; renk vermek; sahnelemek; kanıtlamak, açıklamak delalet etmek, öğretmek

around   US UK (nedir ne demek)

  1. Edat etrafına, etrafında, yakında, civarda
  2. Edat etrafına, etrafında, dört bir yanına, dört bir yanında
  3. Şuraya buraya
  4. Şurada burada
  5. Etrafına, etrafında, etrafta, çevrede, bu civarda; arada burada, oraya buraya

gezdirmek (nedir ne demek)

  1. Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak
    Örnek: Kendisini seven, gezdiren büyük kızlar, ona abla kokusunu vermişlerdi. O. C. Kaygılı
  2. Tanıtmak amacıyla dolaştırmak.
  3. Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek.
  4. Sürterek, değdirerek hareket ettirmek
    Örnek: Elini iki üç kere ıslak yüzünün üstünde gezdirdi. Y. K. Karaosmanoğlu
  5. Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak.
  6. Herhangi bir biçimde giydirmek
    Örnek: Beni eski kıyafetle gezdiriyor. A. H. Tanpınar
  7. (en) Walk about. walk. take walk for a walk. walk around. show around. trot round. promenade.
  8. (en) Walk. to show around. to sprinkle. to show round. to take out walking. to walk.
  9. (en) To show around. to take through. to sprinkle. to be unable to hold the ship on her course. pass. play. take about.
  10. (en) Ride: give a ride

eski (nedir ne demek)

  1. Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı
    Örnek: Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden? N. Ataç
  2. Önceki, sabık
    Örnek: Anlatışına bakılırsa, eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş. H. Taner
  3. Geçerli olmayan
    Örnek: Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir. R. N. Güntekin
  4. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
  5. Geçmiş çağlardaki
    Örnek: Kendimi eski zamanların eski bir gecesinde gayet geç bir saatte sokakta dolaşıyorum sanıyordum. R. N. Güntekin
  6. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan.
  7. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
    Örnek: Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum. H. Z. Uşaklıgil
  8. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz.
  9. Eskiye ait,eski devirden kalma arkaik, kalıntı.
  10. İngiltere'Den köken alan, orijini hakkında değişik teoriler bulunan, başarılı bir koyun çobanı ve soğuk havalara iyi uyum sağladığı için ren geyiği gütmek için kullanılmış, vücudu büyük ve kare şeklinde, tüy yapısı kabarık, gövdesi kaslı ve dengeli, bir ırk özelliği olarak sırt düzeyi omuzdan geriye doğru yükselen eğime sahip, ya doğuştan kuyruksuz veya kuyruğu tamamen kesilen, kürkü uzun ve çift katmanlı, rengi mavi, gri veya gri-mavi, bazen baskın renk üzerinde desenler görülebilen, ırk özelliği olarak yürüyüş şekli ayı yürüyüşünü andıran yuvarlanır tarzda, havlaması yüksek sesli ve çınlayan, nazik, sevecen, zeki, sadık ve koruyucu, çok güçlü gütme içgüdüsüne sahip olduğundan ailesini, özellikle küçük çocukları gütmeye çalışabilen, bekçi köpeği ve özellikle koyun gütme amaçlı çoban köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, bobtail köpeği.
  11. Sekiz adet varyetesi bulunan, deri rengi ve yumurta kabuğu rengi beyaz, süs amacıyla yetiştirilen, İngiltere'de bulunan, küçük yapılı ve oldukça tüylü etkin tavuk ırkı.
  12. (en) Old. ancient. early. former. earlier. ex. out-of-date. old-time. used. secondhand. archaic. bygone. crusted. cut-and-dried. disused. erstwhile. immemorial. late. obsolete. olden. onetime. passe. passee. past. previous. prior. quondam. sometime. of lo.
  13. (en) Ancient. antiquated. archaic. bygone. corny. dated. early. former. late. obsolete. old. onetime. past. shabby. sometime. unto. used. veteran. ex. previous. obsolescent. old-fashioned. out of date. outmoded. worn-out. secondhand. back.
  14. (en) Ancient. ex. former. old. veteran. worn out. second hand. archaic. early. gray. grey. hoary. olden. one time. outworn. previous. primitive. pristine. quondam. stale. threadbare. used.
  15. (en) archaic
  16. (en) Old English Sheep Dog
  17. (en) Old English Game Hen
  18. (fr) archaique

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük