shirt
-
(i). gömlek. shirt front gömleğin önü. shirt sleeve gömlek kolu. dress shirt smokin gömleği. in his shirt sleeves ceketsiz. keep one's shirt on argo sinirlerine hâkim olmak, soğukkanlılığını muhafaza etmek. Iose one's shirt argo meteliksiz kalmak. shirting (i). gömleklik bez veya kumaş.
-
I. gömlek, bluz
-
Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi
Örnek:
Sarı zeminli, kırmızı çiçekli gömleğinin yalnız boğazına tesadüf eden düğmesi ilikli, ötekiler açıktı. S. F. Abasıyanık
-
Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, kombinezon.
-
Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı
Örnek:
Don ve gömleği ile fırlamış erkekler kapıların önlerinde giyiniyorlardı. A. H. Tanpınar
-
Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf
Örnek:
İplik dikiş, karton kapak ve beş renkli kuşe gömlek içinde çıkacak olan ... kitaplığımızın en değerli eserleri arasında yer alacaktır. Y. Z. Ortaç
-
Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf.
-
Dosya kartonu.
-
Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar.
-
Göbek, batın.
-
Yağlı güreşte ve karakucakta güreşçiler arasındaki teknik, güç ve ağırlık farkını belirten ölçü.
-
Ciltli ya da karton kapaklı kitaplarda, cildin ya da kapağın üzerine geçirilen koruyucu ve genel olarak ilgi çekici kâğıt kap.
-
Tunica (sadece ingilizce sonuçlar)
-
Slough
-
Shirt. blouse.
-
Shirt.
-
Shirt. woman's slip. doctor's white coat. book jacket. generation. gas mantle. level. covering. cast of paint. cylinder liner. sleeve. integument. shade. smock.
-
Book jacket, book cover
-
(i)., (s)., (f). ön, baş; ön taraf, ön saf; (bir arsanın) yol kenarı; birleşik hareket grubu, cephe; hareket sahası, mücadele alanı; başkan, sözcü; gizli maksatları örtmek için kullanılan kurum veya şahıs; cüret; takdir; (otelde) sıra kendisinde olan vale; (meteor). (soğuk veya sıcak) hava bölgesinin ön cephesi; kolalı gömlek göğüslüğü; (s). öndeki; (f). yönelmek; karşı gelmek; karşılamak.front bench (ing). (pol). (Parlamentoda) ön sıralar, parti liderleri. front line (ask). cephe. front matter (matb). kitabın asıl metinden önceki sayfaları. front office başmüdürlük. front page baş sayfa. go to the front cepheye gitmek. present a bold front cesaret göstermek.
-
F. bakmak, dönmek, yönelmek, karşı olmak, önderlik etmek, yol göstermek, cephesini düzenlemek
BİS
Başında, içinde, sonunda "shirt" geçen kayıtlar (hepsine bakın)