|
sermaye piyasası
-
Hisse ve tahvil alım satımının yapıldığı, kanunla düzenlenmiş ticaret merkezi.
-
Capital market. money market. capital / issue market. capital / money market.
-
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta
Örnek:
Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir. A. Gündüz
-
Varlık, servet.
-
Konu
Örnek:
Bu lakırtı, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu. R. H. Karay
-
Genelev kadını.
-
Gelir yaratma yeteneğine sahip mali veya fiziksel her türlü varlık.
-
Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan birden çok dönemde kullanılan, emeğin verimliliğini artıran ve kendisi de üretilmiş olan her türlü araç gereç.
-
Capital. stock. stock-in-trade. fund. principal. corpus.
-
Capital. fund. capital anamal. kapital. riches. wealth varlık. servet. prostitute. stock.
-
Capital. capital, capital stock. proprietorship. outlay. costprice. wealth. cost. fund. bond fund. funds. stock in trade.
-
capital
-
Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar
Örnek:
Şimdi de pazar, piyasa yerlerinde, mahalle dolaylarında tanır, sayarlar. M. Ş. Esendal
-
Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme
Örnek:
Kahvenin önünden dört beş kere daha geçer, akşam piyasasını yapardım. S. F. Abasıyanık
-
Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat
Örnek:
Sonbaharda, yakında açılacak tütün piyasasının haberleriyle ümitlenir, tasalanır, yüzleri bir gün gülerse beş gün kederli kalırdı. N. Cumalı
-
Arz ve talebin karşılaştığı alan.
-
Ortalık
Örnek:
Bunlardan bir kısmı bugün piyasada alaturka çalgıcılığın en ileri gelenlerindendir. O. C. Kaygılı
-
Satak. ~ fîâtı: satak ederi.
-
Bk. genel satak
-
Market. quotation. pleasant stroll. the market. current price.
-
Market. strolling. public places. established brand , image , market , product.
-
Genel olarak alım ve satım işlemlerinin yapıldığı yer.
-
market
-
marché
-
Pay.
-
Tutam (II).
-
Bir olaydan çıkarılan ders.
-
1) pay. 2) düşerge.
-
Share. portion. lot. holding. allotment. interest. kickback. moiety. percent. quantum. quota. shareout. slice.
-
Allotment. dividend. part. portion. share. whack. allotted portion. lot. moral. lesson.
-
Share. lot. allotted portion. lesson learned from observation or reading. cut. dole. interest. net personality. part. proportion. quantum. quota. quotum. ration. snack. whack.
tahvil(nedir ne demek)
-
Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, yıllık faiz getiren yazılı senet.
-
Değiştirme, çevirme, döndürme, dönüştürme.
-
Bk. yerdeğişimi
-
Kamu ve özel kesim tarafından değişken veya sabit faizli, kupon ödemeli ya da iskontolu olarak çıkarılan bir yıldan uzun vadeli borç senedi. krş. bono
-
Bill. bond. bill of exchange. stock.
-
Bill. holding. transformation. conversion. bond. debenture. faiz getirmeyen tahvil. passive bond. faizli. active bond. hisse senedi ile değiştirilebilen. convertible bond. ihbarlı. callable bond. ikramiyeli. prize bond. kara iştirakli. participating bond. primli. premium bond. teminatlı. collateral trust bond. teminatsız. debenture bond.
-
Debenture. obligation. bond. equity security. transforming. tranformation. conversion. transfer. equity. equity securities. reinvestment.
-
Bond, long term bond
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|