|
sermaye birikimi
-
Bir ekonomide zaman içerisinde sermaye stokunda meydana gelen artış.
-
Marksist kuramda, üretim süreci sonucunda elde edilen artık değerin bir kısmının sermayeye dönüştürülme süreci.
-
Accumulation of capital
-
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta
Örnek:
Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir. A. Gündüz
-
Varlık, servet.
-
Konu
Örnek:
Bu lakırtı, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu. R. H. Karay
-
Genelev kadını.
-
Gelir yaratma yeteneğine sahip mali veya fiziksel her türlü varlık.
-
Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan birden çok dönemde kullanılan, emeğin verimliliğini artıran ve kendisi de üretilmiş olan her türlü araç gereç.
-
Capital. stock. stock-in-trade. fund. principal. corpus.
-
Capital. fund. capital anamal. kapital. riches. wealth varlık. servet. prostitute. stock.
-
Capital. capital, capital stock. proprietorship. outlay. costprice. wealth. cost. fund. bond fund. funds. stock in trade.
-
capital
-
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma
Örnek:
Kim bilir kaç olayın birikimiyle zifir gibi kararmıştı, içi. T. Buğra
-
Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim
Örnek:
Mimari birikim bazen bir kente köklü bir damga, bir özellik bırakıyor. H. Taner
-
Biriktirilen mal veya para.
-
Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması.
-
Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
-
Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci.
-
Tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi.
-
İşletme kârının kâr payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi.
-
Elektronun serbest kalması sonucu, soğrulan doz debisinin derinliğine artması.
-
Back demand. saving. accumulation. backlog. depot. nest egg.
-
Float. fund. accumulation. aggregation. deposition.
-
Accumulation. backlog. build up. aggregation.
-
build-up
-
accumulation
-
accumulation
-
İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat.
-
Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat.
-
Tutum.
-
Bk. iktisat
-
economy.
-
Economics. economy.
-
Economy; economics. economy. thrift. thriftiness.
-
Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
Örnek:
Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin
-
Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
Örnek:
Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan
-
Belirlenmiş olan an.
-
Çağ, mevsim.
-
Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
-
Dönem, devir
Örnek:
Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi. H. Taner
-
Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
Örnek:
Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
-
Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
-
Bk. çağ
-
(Derleme.. fiillerdeZaman) Eylemlerin belirttikleri geçmişZaman, şimdikiZaman, genişZaman, gelecekZaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.
-
Bk. evre
-
Vakit; çağ.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands. era. leeway. space.
-
Time. beat. date. day. the enemy. hour. interval. juncture. season. tide. while.
-
time
-
temps
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|