|
sermaye bütçesi
-
Anamal varlıkları sağlamak yada bunları onarmak için yapılacak giderlerin oranlanması.
-
Capital budget
-
Budget de capital
-
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta
Örnek:
Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir. A. Gündüz
-
Varlık, servet.
-
Konu
Örnek:
Bu lakırtı, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu. R. H. Karay
-
Genelev kadını.
-
Gelir yaratma yeteneğine sahip mali veya fiziksel her türlü varlık.
-
Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan birden çok dönemde kullanılan, emeğin verimliliğini artıran ve kendisi de üretilmiş olan her türlü araç gereç.
-
Capital. stock. stock-in-trade. fund. principal. corpus.
-
Capital. fund. capital anamal. kapital. riches. wealth varlık. servet. prostitute. stock.
-
Capital. capital, capital stock. proprietorship. outlay. costprice. wealth. cost. fund. bond fund. funds. stock in trade.
-
capital
-
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü
Örnek:
Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı. S. Ayverdi
-
Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
-
Devletin gelecek dönem içinde elde edeceği gelirlerle, yapacağı giderleri bir arada gösteren belge. krş. genelbütçe, konsolidebütçe, mahalli idarelerbütçesi, katmabütçe
-
İşletmelerin gelecekte belirli bir dönemde gerçekleşmesini öngördükleri gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini içeren cetvel.
-
Hanehalkının gelir ve harcamaları. krş. tüketicibütçesi
-
Bk. ödeneklik
-
Bk. geçinge
-
Budget. supply. income. the estimates.
-
budget.
-
budget
-
Sermaye.
-
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü, sermaye.
-
Bk. sermaye
-
Principal, capital sum (Finance)
-
Ürün, mal vb. alım satımı
Örnek:
Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı. F. R. Atay
-
Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği
Örnek:
Yolcuların çoğu çıkmış, artık ticareti dönüşe bıraktım. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bu etkinlikle ilgili bilim.
-
Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr.
-
Satmanlik, satkanlık, tecim.
-
Mercantile. trade. commerce. business.
-
Business. commerce. trade. traffic. trading.
-
Business. commerce. trade. traffic. trading. boom. business trade.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|