|
serbest
-
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin.
-
Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür.
-
Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan.
-
Bazı kurallara bağlı olmayan.
-
Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan.
-
Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın).
-
Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen.
-
Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde
Örnek:
Ötekilere de pek serbest davranır isem de, onlar benden utanırlar. M. Ş. Esendal
-
Bk. erkin
-
Özgür. ~ mallar: özgür mallar.
-
Bk. özgür
-
Cavalier. disengaged. easy. exempt. fetterless. footloose. free. freehearted. freewheeling. go-as-you-please. independent. latitudinarian. leisure. liberal. at liberty. loose. open. permissive. quit. unattached. unbound. unchecked. unconfined. uncons.
-
Footloose. free. leisured. liberated. loose. rakish. spare. unattached. welcome. unreserved. frank. unconstrained.
-
Free. unrestricted. open. unobstructed. at ease. who behaves in too free-and-easy way around men. at large. broad / adj ,. disengaged. floating. footloose. go as you please. independent. at leisure. leisured. liberal. quit. spare. unchecked. uncon.
-
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, serbest.
-
Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan.
-
Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan.
-
Hiçbir koşula bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, özgür.
-
Free. liberal serbest.
-
free
-
frei
-
libre
-
Bir isimden önce getirilerek o ismin bildirdiği varlıktan bir tanesinin bile olmadığını anlatan bir söz
Örnek:
Nevin hiçbir insana kin, hiçbir insana tiksinti duymamıştı. S. F. Abasıyanık
-
Any. no.
-
neither.
-
No. not even one.
-
Bir bağ ile tutturulmuş olan
Örnek:
Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
-
Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
Örnek:
Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
-
Sınırlanmış, sınırlı.
-
Kapatılmış olan, kapalı.
-
Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
-
Sadık
Örnek:
Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
-
Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
-
Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
-
mülzem.
-
İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
-
Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
-
Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
-
Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
-
coupled
-
Gekuppelt
-
accouplé
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|