|
sense
-
I., f. duyu, his; gen çoğ. akıl, dirayet, zeki, muhakeme; şuur; fikir, karar, düşünce; anlam mana, meal, mefhum; f. idrak etmek, sezmek; k.dili anlamak. sense impression duyunun dimağa yaptığı etki, sezgi. sense organ duyu organı. sense perception duyum. bring one to his senses bir kimsenin aklını başına getirmek. common sense aklı selim, sağduyu .in a sense bir anlamda, yani. in one sense bir anlamda, bir taraftan. keen sense keskin duyu. make sense anlamı olmak; makul olmak. make sense out of mana cıkarmak. out of his senses aklı başından gitmiş, çıldırmış. sixth sense altıncı his. take the sense of a meeting bir toplantıya hakim olan genel fikri anlamak, nabız yoklamak. the five senses beş duyu.
-
F. hissetmek, algılamak, sezmek, farkında olmak, anlamak, duyarlı olmak
-
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, hasse.
-
Algılama yeteneği.
-
İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği.
-
Sensation. sense.
-
Sense. sensation.
-
Sense
-
Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer.
-
Bir lambanın "dip”ini yerleştirmeye ve elektrik bağlantısını sağlamaya yarayan parça.İng.: socket, lamp holder (İngiltere'de)
-
Socket. holder. receptacle. snout.
-
Point. socket.
-
Lighting fixture. socket. light socket. body. lamp holder.
-
Socket, lamp holder (İngiltere'de)
-
Fassung
-
Douille
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|