Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > sen sağ ben selamet nedir, sen sağ ben selamet ne demek (sen sağ ben selamet nnd)

sen sağ ben selamet nedir, sen sağ ben selamet ne demek?

sen sağ ben selamet

  1. İyi ya da kötü bir sonuçla biten bir iş karşısında artık yapacak bir şey kalmadığını anlatır.

sen   US UK (nedir ne demek)

  1. Teklik ikinci kişiyi gösteren söz.
  2. (en) Japanese coin, worth about one half of a cent.
  3. (en) Fractional monetary unit of Japan and Indonesia and Cambodia; equal to one hundredth of a yen or rupiah or riel.
  4. (en) Special Educational Needs A child is said to have a special educational need if he/she finds it more difficult to learn than most children of the same age.
  5. (en) Special Educational Needs This denotes any child that has been identified as having some form of educational need either as a result of learning difficulty or if they are deemed as particularly bright or gifted These children receive additional support either from within the school or outside agencies.
  6. (en) Special Educational Needs Because of physical or sensory difficulties or due to behaviour or learning problems, some children have more difficulty in learning than average pupils All pupils are 'assessed' early in their school career and those who have particular difficulties may come within the SEN range Additional funds will be allocated following an annual audit of such children in each school.
  7. (en) Special Educational Needs.
  8. (en) Thou.
  9. (en) Thee.
  10. (en) Since.
  11. (en) Small Extension Node.
  12. (en) İnitiating an attack slightly before your opponent.
  13. (en) 1,000.
  14. Senate, senator, senior.

sağ (nedir ne demek)

  1. Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı
    Örnek: Sağ cebinde kocaman bir gazete tomarı görünüyordu. Ö. Seyfettin
  2. Bu taraftaki yön.
  3. Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş).
  4. Boksta sağ yumrukla vuruş.
  5. Katkısız.
  6. Yaşamakta olan
    Örnek: Aliş sağ mı, yoksa boğuldu mu? Halikarnas Balıkçısı
  7. Sağlam, esen.
  8. (en) Right.
  9. (en) Right-Wing.
  10. (en) Right-Hand.
  11. (en) Dexter.
  12. (en) Offside.
  13. (en) Alive.
  14. (en) Living.

ben   US UK (nedir ne demek)

  1. Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı
    Örnek: Dedim tane tane olmuş benlerin / Dedi zülfüm değdi tel yarasıdır. Âşık Ömer
  2. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi.
  3. Saçta, sakalda beliren beyazlık.
  4. Olta veya tuzağa konulan yem.
  5. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
  6. Teklik birinci kişiyi gösteren söz
    Örnek: Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben. A. K. Tecer
  7. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç.
  8. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego.
  9. Yüzde ve vücudun diğer bölgelerinde görülen, tümör özelliğinde olmayan yerel leke veya işaret. Doğuştan veya sonradan sinir, bağ doku, eklenti bezleri ve damar gibi doku yapılarını fazlalığı veya eksikliği sonucu yavaş olarak biçimlenir, mole, nevüs.
  10. (en) The seed of one or more species of moringa; as, oil of ben.
  11. (en) See Moringa.
  12. (en) Within; in; in or into the interior; toward the inner apartment.
  13. (en) The inner or principal room in a hut or house of two rooms; opposed to but, the outer apartment.
  14. (en) Mountain or tall hill; 'they were climbing the ben'.
  15. (en) Well Used with other words, e g ben marcato, well accented, emphasized.
  16. (en) Son of.
  17. (en) Bentonite.
  18. (en) Son of; frequently used in personal names, as Ben-Gurion.
  19. (en) Nevus, naevus.
  20. (en) Beauty spot.
  21. (en) Mole.
  22. (en) Myself.
  23. (en) An old form of the pl.
  24. (en) İndic.
  25. (en) Of Be.
  26. (en) Hoglike mammal of New Guinea.
  27. (en) Self.
  28. (en) Epa's computer model for analyzing a violator's economic gain from not complying with the law.
  29. (en) Used frequently in 'patronymics' ; Rabbi Akiba ben Joseph means Akiba son of Joseph.
  30. (en) Mountain peak.
  31. (en) Benedictive mood.
  32. Banağacı, sorkun ağacı, bot
  33. İç oda (İsk.)

selamet (nedir ne demek)

  1. Esen olma durumu, esenlik
    Örnek: Milletini seven her Türk için ana vatanın selameti her şeyden üstün gelir. O. S. Orhon
  2. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu
    Örnek: İki şimşek çakıp bir gök gürlemeye görsün, o zaman selameti kaçışta buluruz. H. Taner
  3. Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması.
  4. Esenlik.
  5. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma.
  6. Kurtulma, kurtuluş.
  7. (en) Safety.
  8. (en) Security.
  9. (en) Salvation.
  10. (en) Healthiness.
  11. (en) Soundness.
  12. (en) Peace.
  13. (en) Welfare.
  14. (en) Correctness.
  15. (en) Well-Being.
  16. (en) Freedom from worry.
  17. (en) Favorable outcome.
  18. (en) Deliverance.

iyi (nedir ne demek)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
    Örnek: Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
  2. Bol, yararlı, kazançlı.
  3. Çok.
  4. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
  5. Esen, sağlıklı.
  6. Yerinde, uygun.
  7. Yeterli, yetecek miktarda olan
    Örnek: Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
  8. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
  9. Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
  10. (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli.
  11. Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği.
  12. (en) Good.
  13. (en) Bonny.
  14. (en) Goodish.
  15. (en) Likely.
  16. (en) Nice.
  17. (en) Plentiful.
  18. (en) Abundant.
  19. (en) İn good health.
  20. (en) Fine.
  21. (en) Fair.
  22. (en) Well.
  23. (en) All right.
  24. (en) Alright.
  25. (en) Great.
  26. (en) Okay.
  27. (en) Sound.
  28. (en) Agreeable.
  29. (en) Comfortable.
  30. (en) Decent.
  31. (en) Well enough.
  32. (en) Gratifying.
  33. (en) Happy.
  34. (en) Just.
  35. (en) Kind.
  36. (en) Decently.
  37. (en) Passable.
  38. (en) Pretty.
  39. (en) Right.
  40. (en) Salubrious.
  41. (en) Suitable.
  42. (en) All right!.
  43. (fr) Bien
  44. (la) Bonus

iy (nedir ne demek)

  1. [iğdemir -2]: Su değirmenlerinde üst taşı döndüren demir. (Köprü *Şarkikaraağaç -Isparta) [iğdemir -2] : (Kandilli *Bozüyük -Bilecik)

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011