|
sembol ile belirtmek
-
symbolize
-
Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, remiz, rumuz, timsal, simge
Örnek:
Baykuş ve karga uğursuzluğun, merkep bönlüğün, domuz pisliğin, kaz alıklığın, aslan cesaretin, at zekâ ve adaletin, köpek sadakatin, bülbül aşkın, kelebek gençliğin işaret ve sembolü olmuştur. A. Haşim
-
Bk. simge
-
Symbol. sign. emblem. attribute. banner. exemplar. representation. standard. type.
-
Attribute. byword. symbol. symbol simge.
-
Symbol. byword.
-
Sembol.
-
Sınıflandırmada kullanılan ve belli bir anlam yüklenmiş harf, rakam ve imlerin tümü.
-
İşaret, sembol.
-
Symbol. sign. image. ensign. emblem. attribute. embodiment. epitome. exemplar. representation. specimen. token. type.
-
Attribute. byword. emblem. personification. representation. soul. symbol. personification sembol.
-
İcon. symbol. byword. emblem. frc- hand.
-
notation
-
[ing. symbol
-
Zeichen
-
Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
Örnek:
Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
-
Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
-
Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
-
And. with. together with. by. withal. on. cum.
-
And. by. on. plus. with. by means of.
-
With. together with. by. hereby. in. to. upon.
-
Açıklamak, tebarüz ettirmek
Örnek:
Üzüntülerini kırgınlıklarını dudak büküp susarak belirtir. N. Cumalı
-
Specify. point out. define. remark. represent. signify. deliver oneself. denote. embody. emit. enumerate. evidence. exude. feature. import. indicate. manifest. predicate. purport. show. sign. state. ventilate.
-
Assert. betray. couch. define. denote. designate. emphasize. enumerate. expound. express. frame. indicate. mark. predicate. register. remark. signify. state. stress. suggest. tinge. underline. to indicate. to state. to denote. to express. to remark. to frame. to signify. to designate. to mark.
-
Specify.
-
Sembolü olmak
-
Simgelerle ifade etmek
-
Mecazi yönden kullanmak.
-
[symbolize (Amer.) ] simgelemek, simgesi olmak, sembolü olmak, temsil etmek, sembol ile belirtmek, sembolize etmek
-
Anlatım.
-
Deyiş, söyleyiş
Örnek:
Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım. S. M. Alus
-
Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin bütünü
Örnek:
Sakalı yeni çıkmış yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu. S. F. Abasıyanık
-
Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama
Örnek:
Onun ifadesini henüz dosyada görmedim. A. İlhan
-
Dışa vurum.
-
Bk. anlatım
-
Bk. deyim
-
Bk. dışavurum
-
Expression. statement. declaration. voice. deposition. evidence. denotation. enunciation. import. locution. phrase. proposition. recital. recital of fact. signification. term. utterance.
-
Affirmation. evidence. expression. sign. statement. strain. testimony. utterance. look. deposition.
-
Expression. statement. way of expressing one's thoughts. facial expression. deposition. clincher. declaration. diction. exposition. statement of fact. look. misdescription. recital. representation. strain. utterance.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|