|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
kaldırmak
-
Bulunduğu yerden almak.
-
Yukarı doğru hareket ettirmek
Örnek:
Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. S. F. Abasıyanık
-
Yükseltmek.
-
Ürün toplamak, taşımak.
-
Çekmek, taşımak.
-
Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek
-
Hastayı hastaneye götürmek
-
Tören yaparak ölüyü gömmek.
-
Lift. erect. carry. remove. abolish. arouse. blank out. blue-pencil. boost. brook. cancel. clear. clear away. deration. do away with. elevate. get up. heave. heft. hoist. hold. hold up. jack. jack up. give smb. a lift. lift up. move away. perk. perk.
-
Axe. bear. cancel. cock. heave. hoist. lift. prise. pry. quash. raise. rear. remove. revoke. stomach. support.
-
Abolish. remove. to lift up. to raise. to elevate. to bear. to support. to endure. to make sb stand up. to get sb up from bed. to put sth away or out of reach. to abolish. to do away with. to remove. to kidnap. to steal. to dispa.
-
poise
-
remove
-
Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
Örnek:
Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
-
Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
-
Birlikte götürmek.
-
Satın almak
Örnek:
Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan. N. Cumalı
-
Ele geçirmek, fethetmek
Örnek:
Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş. Ö. Seyfettin
-
İçine sığmak.
-
Kabul etmek.
-
Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
-
Bk. çevirmek
-
Take. get. buy. receive. accept. take in. seize. capture. conquer. pick up. gain. put on. admit. assume. borrow. collect. come in. divest smb. of. draw. enter on. enter upon. enucleate. excise. extract. fetch. garner. have. help one.
-
Accept. assume. capture. claim. conquer. derive. draw. extract. get. have. hold. keep. obtain. receive. score. secure. take. trade. to take. to get. to receive. to buy. to take sb in marriage. to hold. to take along. to call for. to capture. to conquer. to catch. to take on. to hire. to employ. to move. to remove. to take away. to sweep. to clean. to dust. to sense. to smell. to.
-
Get. receive. to take. to get. to buy. to purchase. to capture. to conquer. to take along. to catch. to take on. to hire. to employ. to sweep. to clean. to sense. to receive. to marry a girl. to hold. to be able to contain. accept.
-
Take on
-
occupy
-
get
yukarı(nedir ne demek)
-
Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı.
-
Yetkili kimse.
-
Benzerleri arasında üstte bulunan.
-
Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan.
-
Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya
Örnek:
Yukarı, kocasının odasına çıktı. M. Ş. Esendal
-
1) bir kimsenin adının dilden düşürülmediğini, onun pek gözde olduğunu anlatan bir söz: Adı erken yaşta şaire çıkmıştı. Şair aşağı, şair yukarı. -H. Taner. 2) bir hizmette çok kullanılan kişice, yakınma olarak kullanılan bir söz.
-
High. up. upward. upwards. up.
-
Above. aloft. up. upwards. upstairs. high. upper. top. upper part. on high.
-
Up.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|