Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > sefer tası nedir, sefer tası ne demek, sefer tasının anlamı (sefer tası nnd)

sefer tası nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








sefer tası

  1. Yemek taşımakta kullanılan ve birbiri üzerine konulup bir sapa geçirilen kaplar veya bunlardan her biri
    Örnek: Tıka basa dolu sepetlerimizi, sefer taslarımızı açacağız, soğuk börekler ve taze meyveler yiyeceğiz. Y. K. Karaosmanoğlu

sefer (nedir)

  1. Yolculuk
    Örnek: Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden / Nice seneler geçti dönen yok seferinden. Y. K. Beyatlı
  2. Genellikle ülke dışına yapılan askerî harekât, savaşa gitme, savaş.
  3. Kez, yol, defa
    Örnek: Bu sefer ben söylüyorum, tekrar ediyorum. R. H. Karay
  4. Bk. yolculuk
  5. 1. Yolculuk. 2. Savaş.
  6. (en) Journey. voyage. expedition. campaign. headway. navigation. ploy. run.
  7. (en) Expedition. navigation. sailing. journey. voyage. campaign. state of war. time. occasion. travel. occurrence.
  8. (en) Expedition. sailing. voyage. journey. campaign. military expedition. war time. occasion. travel. trip. cruise. run. passage. course. navigation. sail. go. round. wartime.

yolculuk (nedir)

  1. Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde, bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer
    Örnek: Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk. F. N. Çamlıbel
  2. Bu gidiş gelişte geçen süre.
  3. Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme
    Örnek: Yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken, koltuğuna oturtmuştuk onu. N. Cumalı
  4. Belli bir başlangıç noktasından varış yerine değin tek bir taşıtla gidilmesini içeren insan devinimi.
  5. (en) Cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.
  6. (en) Expedition. journey. run. travel. voyage. trip.
  7. (en) Journey. tour. travel. voyage.
  8. (en) Trip

ta (nedir)

  1. Dek, değin, kadar, beri vb. edatlarla birlikte kullanılarak bir fiilin, bir hareketin, bir yerin, bir şeyin başladığı veya sona erdiği noktayı, zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatan bir söz
    Örnek: Ta karşıda büyük annenin evine kadar götürdüler. Y. K. Beyatlı
  2. Tantal elementinin simgesi.
  3. (en) Until. even as far as.
  4. (en) To take.
  5. (en) Ever since. from way back. date back to.
  6. (en) A hard gray lustrous metallic element that is highly corrosion-resistant; occurs in niobite and fergusonite and tantalite.
  7. (en) Terminal Adapter. An ISDN-compatible device that converts non-ISDN transmission to ISDN transmission See also TE.
  8. (en) TAs are usually graduate students who help teach recitations and laboratories in their major area.
  9. (en) Terminal AdapterISDN hardware with serial data interface.
  10. (en) Terminal Adapter Connecting equipment between the Terminal Equipment and the phone, e g a PCM/CIA card A TA may contain a phone book.
  11. (en) Teaching Assistant, usually a graduate student, who leads undergraduate tutorials or seminars.
  12. (en) Total Average.
  13. (en) Travel Authorization Travel order that shows authorization for TDY travel or other official travel, provides a 'should cost' estimate.
  14. (en) Technical Assessment. terminal adapter. 1 test alert 2 terminal adapter.
  15. (en) Teaching Assistant A graduate student who assists a faculty member to grade homework and supervise undergraduate laboratories A TA is not permitted to teach a course at UT.
  16. (en) These graduate students assist faculty members with courses In some cases, they may teach a course.
  17. (en) Territorial Army.
  18. (en) Technical Arrangement/Tasking Authority.
  19. (en) Teaching Assistant. tension by applanation TOV transcient obscuration of vision.
  20. (en) Adapter to connect client devices to ISDN services.
  21. (en) French maker of cranks, chainrings and pedals.
  22. (en) Travel Agent. abbr Test Access.
  23. (en) Translation Aids.
  24. Ünl. teşekkürler! (brit.)
  25. Ünl. teşekkürler! (brit.)

yemek (nedir)

  1. Yeme, karın doyurma işi
    Örnek: Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni. N. Cumalı
  2. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam.
  3. Günün belli saatlerinde yenilen besin
    Örnek: Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada bir şey yenmez. H. Taner
  4. Konuklara yiyecek verilerek yapılan ağırlama
    Örnek: Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu. F. R. Atay
  5. Ağızda çiğneyerek yutmak
    Örnek: Adam o kadar çabuk yiyor ki, hizmetçi ekmek yetiştiremiyor. B. Felek
  6. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek
    Örnek: Necla onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor. H. Taner
  7. Isırmak.
  8. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak.
  9. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak
    Örnek: Kendini topladı ama, fena yerinden gagayı yedi sanırım... M. Ş. Esendal
  10. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek.
  11. Harcamak, tüketmek, bitirmek
    Örnek: Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum, diye latife ediyordu. M. Ş. Esendal
  12. Yasal yoldan cezalandırılmak.
  13. Yemek yeme, karın doyurma işi
  14. (en) Chow. dinner. dish. eat. food. grub. meal. repast. scoff. scran. crop. eat. ingest.
  15. (en) Abrade. board. course. crop. dinner. dish. eat. eats. erode. feed. food. grub. have. keep. partake. repast. swallow. table. meal. to eat. to consume. to accept.
  16. (en) To eat. to spend recklessly. to corrode. to consume.

birbiri (nedir)

  1. Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu
  2. Biri diğerinin yanı sıra.
  3. (en) Each other.
  4. (en) Each other. one another.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)