|
sebep olan sebepsiz kalsın
-
Herhangi bir kötü duruma yol açanlar için kullanılan bir ilenme.
-
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey
Örnek:
Aynayı kırmamın hiçbir sebebi yoktur. S. F. Abasıyanık
-
Reason. cause. occasion. ground. subject. why. account. causation. consideration. inducement.
-
Matter. score. cause. reason. source. means. occassion. reason neden.
-
Causa. cause. pretext. excuse. means. medium. ground. motive. account. bond. casus. inducement. motivation. peg. reason. score. source.
-
Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
-
[Olan] pron. one
-
Sebebi olmayan, nedensiz.
-
Bir sebebi olmadan
Örnek:
Bazen gece yarıları uyuyamıyorum ve sebepsiz korkuyorum. P. Safa
-
Without any reason. innocent of reason. causeless. groundless. gratuitous. unprovoked. wanton. gratis.
-
Without a cause/reason. for no reason.
-
Sth which is done for no apparent reason.
-
[kalmak] v. stay, remain, continue, keep, stand, fail, be left, be left over, abide, bed, come to, devolve, flunk, keep to, leave, put up, refuge, rest with, room, sleep, stop, survive, tarry, wait
-
stet
-
Belli olmayan, rastgele bir (kimse veya şey)
Örnek:
Son üç senedir herhangi bir adamdan farkım yok. H. E. Adıvar
-
whatever.
-
Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
-
Any. whichever. soever. whichever. whatever. whatsoever.
-
Whichever. whatever. any. whoever.
-
any.
kötü(nedir ne demek)
-
İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, fena, iyi karşıtı.
-
Zararlı, tehlikeli.
-
Korku, endişe veren
Örnek:
Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk. R. E. Ünaydın
-
Hoşa gitmeyen.
-
Kaba ve kırıcı
-
Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
-
İyi, gerekli niteliklere sahip olmayan (kimse).
-
İstenilmeyen, gereksiz davranışları olan veya bu davranışlara eğilimli olan (kimse).
-
İyinin karşıtı olan. 1- Değersiz bulmanın, kınamanın, ayıplamanın konusu olan her şey; istencin yasaya uygun bir biçimde karşı gelmeye ve elinden geldiğince değiştirmeye hakkı olduğu her şey. 2- Ahlâk değerlerine ve törel istence karşı olan her şey. Bu anlamda: a. Düzen bozucu ve yıkıcı olarak beliren şeyler, b. Olumsuzluk ve yadsıma ilkesi olarak beliren şeyler.
-
Bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.
-
Amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugly. unfavourable. unwell. wicked. worthless. wretched. wrong.
-
Bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou.
-
Evil, wrong
-
mal
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|