|
sebep bilimi
-
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey
Örnek:
Aynayı kırmamın hiçbir sebebi yoktur. S. F. Abasıyanık
-
Reason. cause. occasion. ground. subject. why. account. causation. consideration. inducement.
-
Matter. score. cause. reason. source. means. occassion. reason neden.
-
Causa. cause. pretext. excuse. means. medium. ground. motive. account. bond. casus. inducement. motivation. peg. reason. score. source.
-
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim
Örnek:
Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır. H. E. Adıvar
-
Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
-
Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
-
1-Evrenin bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi. 2- Türlü duygusal yaşantıların mantıkça bir örnek düşünce dizgesine uydurulması için gösterilen çabalara verilen ad.
-
Science. knowledge. learning. scholarship.
-
Science. learning.
-
Science. lore.
-
science
-
Olgulara yol açan sebeplerin bütünü, etiyoloji.
-
Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı, etiyoloji.
-
Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep
-
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin
Örnek:
Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz? H. Taner
-
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.
-
I. Gerçekneden (illet). 1- Bir olayın gerçeknedeni. Bir şeyi etkileyen, oluşturan, doğuran; -> etkinin bağlılaşık kavramı; gerçek etkilere ve değişmelere yol açan etkileme. ("A B ninnedenidir." dendiğinde, "A nın varoluşu B nin varoluşununnedenidir." denmek istenir.) Eskiçağda ve Dekartçılarda bugünkünden daha geniş anlamda kullanılmıştır. Aristotelesnedeni dört ayrı anlamda kullanır: a.Biçimselneden (causa formalis): Biçim verenneden. b. Özdeksel-içerikselneden (causa materialis): Gerçekte bulunan özdekselneden; özdeksel koşul; etkilemenin, temeli, değişmeyen özdeği; kendisinden bir şeyin oluştuğu şey. c. Etkileyicineden (causa efficiens): Başlangıçta bulunan edici, yapıcı, etkileyicineden. d. Erekselneden (causa finalis): Bir son, erek güdenneden. Günümüzdenedenin yalnızca bu son iki anlamı kalmıştır. Etkileyicineden, bir başka olayı doğuran, bir olayı ya da bir eylemi yaratan varlığı göstermek için; erekselneden de, bir edimi gerçekleştirmek üzere güdülen ereği göstermek için kullanılır. 2- Bir özün, bir varlığın olanağının varlık koşulu olarak varlıknedeni, var olmanedeni (Lat. ratio essendiratio possibilitatis). Ancak burada olgusal olay henüz söz konusu değildir, böyle bir olay için gerçekneden (causa) olması zorunludur. 3-Hareketnedeni, kımıldatıcıneden, güdü (motif). İstemenin, eyleminin ruhsalnedeni. II. Mantıksalneden (sebep): 1- Kensisinden, başka bir yargının, başka bir önermenin, başka bir kavramın zorunlukla çıktığı yargı, önerme ya da kavram. Temel, dayanak, gerekçe. (Bağlılaşık kavramı: sonuç=consecutio.) 2- Doğrulayıcıneden, doğrulama, gerekçe: Bir şeyi haklı göstermek üzere öne sürülen kanıt. (Bu kanıt iyi olmayabilir de.) 3- Bilginedeni (ratio cognoscendi): Bir şeyin bilinmesini sağlayanneden. (Ör. Termometrenin yükselmesi ısı artışının saptanması için bilginedenidir; termometre ısının yükselmesinin gerçeknedenini açıklamaz, yalnızca onun bilinmesininnedenidir.)
-
Why. what for. causatively. forwhy. whence. wherefore. wherefrom. wherefrom. reason. cause. occasion. ground. case. inducement. motive. point. rise. room. wherefore. seeds.
-
Why. what for. causatively. forwhy. whence. wherefore. wherefrom. reason. cause. occasion. ground. case. inducement. motive. point. rise. room. seeds. grounds. matter. motivation. score. spring.
-
Cause. reason. why ? what for ? For what reason. causa. parent. peg. subject. wherefore. why.
-
1- cause, 2- reason
-
1- cause, 2- raison
-
1- causa, 2- ratio
-
İşaret.
-
İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm
Örnek:
Kolum, boynundan beline doğru kayıyor. Y. Z. Ortaç
-
Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi.
-
Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası.
-
Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.
-
Geminin orta bölümü.
-
Meni.
-
Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı.
-
Ses şiddetiyle ilgili birim.
-
Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.
-
Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come.
-
Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come. middle. saddle. semen. spunk.
-
The Babylonian name of the god known among the Hebrews as Baal.
-
See Baal.
-
A thorny rutaceous tree of India, and its aromatic, orange-like fruit; called also Bengal quince, golden apple, wood apple.
-
The fruit is used medicinally, and the rind yields a perfume and a yellow dye.
-
Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil a logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
-
Waist. loins. the small of the back. sperm. spade.
-
A logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
-
Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil.
-
The base-10 logarithm of the ratio of two power values The basis for the more-common term decibel: One bel equals 10 decibels.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels.
-
The fundamental division of a logarithmic scale for expressing the ratio of two amounts of power, the number of bels denoting such a ratio being the logarithm to the base 10 of this ratio.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm 10 ; 2 logarithm 10 ; and 2 logarithm 10 See dB.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm sub 10 of P sub 1/P sub 2):2 logarithm sub 10 ; and 2 logarithm sub 10 See dB.
-
A dimensionless unit for expressing the ratio of two values of power, being the logarithm to the base 10 of the power ratio , is 10 times the logarithm to the base 10 of the power ratio A bel is 10 decibel ).
-
Belarus ).
-
Equal to 10 decibels, see decibel.
-
Business Establishment Listing.
-
A measurement of sound intensity named in honor of Alexander Graham Bell First used to relate intensity to a level corresponding to hearing sensation.
-
A title meaning Lord The Babylonian God Marduk was refered to as Bel.
-
Named for Alexander Graham Bell, who did the original scientific investigations; Also see decibel.
-
A stylized creeper pattern.
-
The Babylonian-Assyrian version of Baal, a common name for Marduk, chief god of Babylon , sometimes called Merodach by the Jews.
-
waist
-
ceinture
-
Kls Belgium.
-
Güç düzeyi farki birimi
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|