|
sayma
-
Saymak işi, ad, tadat.
-
countout.
-
Arithmetic. count. enumeration. reckoning. enumeration tadat.
-
Counting. count. enumeration. notation. reckoning. regard.
-
Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak
Örnek:
Nara sormuşlar: - Tanelerin kaç tane? Yiyenler saysın bana ne -demiş. B. R. Eyuboğlu
-
Sayıları arka arkaya söylemek.
-
Herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek.
-
Herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek
Örnek:
Her çiçekten bal eyledik / Arıya saydılar bizi. Pir Sultan Abdal
-
Varsaymak, tutmak, farz etmek
Örnek:
Elimi uzatsam benim olacak bir vazoya sırt çevirip başkasına kaptırınca onu benden çalınmış saymak neden? H. Taner
-
Arka arkaya söylemek, sıralamak.
-
Ödemek, peşin vermek
Örnek:
İki bin lira saydı, bana bir küpe aldı. M. Ş. Esendal
-
Geçer tutmak.
-
addetmek.
-
Count. enumerate. number. consider. regard as. deem. assume. suppose. respect. honor. honour. account. calculate. class. count down. count in. count off. count up. number off. rank. rate. reckon. reckon as. reckon for. regard. repute. tally. think. t.
-
Consider. count. deem. describe. esteem. figure. hold. number. presume. rank. rate. reckon. regard. revere. treat. to count. to number. to enumerate. to include. to consider. to regard. to rate. to respect. to esteem. to regard as. to suppose. enumerate. count as. to value.
-
count.
-
Number to
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir değer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
-
Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
-
Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
profession.
-
job
-
work.
-
Business, activity.
-
work
-
Arbeit
-
travail
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|