|
saydam kılavuz
-
Kılavuzun saydam çeşidi.
-
Clear leader
-
Blankfilm
-
Film amorce transparent
-
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf
Örnek:
Atlet vücudunu bütünüyle gösteren, saydam bir sabahlık giymişti. A. İlhan
-
Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöz ve projeksiyona konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt.
-
Diyapozitif.
-
Asetat.
-
Açık seçik, belirgin.
-
Ardındaki nesnelleri belirgin biçimde gösteren ışık geçirici ortam.
-
Ardındaki nesnelleri belirgin biçimde gösteren ışık geçirici ortam.
-
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan nesne. 2. Parlak.
-
Transparent. clear. pellucid. hyaloid. liquid.
-
Filmy. limpid. transparent. transparent şeffaf.
-
Slide. transparent. airy. clear. glare. limpid. luculent. translight.
-
Transparent
-
Durchsichtig
-
Transparent
-
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber
Örnek:
Mum tutan kılavuzların arkasından içeri girdik. F. R. Atay
-
Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.
-
Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
-
Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse.
-
Kılavuz kaptan.
-
Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası.
-
Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç.
-
Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne.
-
1. Filmlerin, film parçalarının başında, sonunda, aralarında yer alan; filmin alıcı, gösterici, açındırma aygıtı, basım aygıtı, vb. aygıtlara takılıp çıkarılmasını kolaylaştıran; filmi koruyan; asıl film için pay bırakan; boşluk dolduran; bazen çeşitli bilgiler taşıyan ve birçok çeşidi bulunan renkli, renksiz ya da saydamsız, sağlam film parçası
-
Mıknatıslı kuşaklara takılan aynı nitelikte parça.
-
Budunbilimsel alan araştırmalarında araştırıcıya yardım eden, yol gösteren, araştırıcıyla araştırılan bölge insanları arasında aracılık yapan kişi.
-
Yol gösteren, rehber. Kılıç Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah.
-
1. leader (strip), had, film leader, 2. tape leader, leader
-
Pilot. guide. pilot. pioneer. baedeker. code. conductor. lead. manual. rudder.
-
Companion. guide. manual. pilot. rudder. shepherd. leader.
-
Guide. pilot. pilot. matchmaker. tap for cutting internal screw threads. guide book. cicerone. companion guide. film leader. guidance. guidebook. instruction booklet. instruction manual. key. pathfinder. tap.
-
Guide
-
1. Startvorspann, Filmvorspann, Vorspann, Blankfilm, 2. Vorlaufband, Starlband
-
Amorce, bande amorce
-
Guide
-
(f). temizlemek; kurtarmak; aydınllğa kavuşturmak; engeli aşmak; hesabını temizlemek; borcunu ödemek; temize çıkarmak; gümrükten çekmek; tahliye etmek; net kar etmek; tahsil etmek (çek vb); temizlenmek; takas odalannda çek vb'ni değiştirmek; limana giriş veya çıkış izni almak. clear away kaldırıp götürmek; kaybolmak. clear for action harbe hazır etmek, işe koyulmaya hazır etmek. clear off kaldırıp temizlemek. clear out çekilip gitmek; defolmak; boşaltıp temizlemek. clear the air işleri düzeltmek; gerginliği gidermek. clear the decks diğer işleri bir tarafa itip belirli bir işe koyulmak. clear the way yol açmak. clear up halletmek; aydınlatmak; açılmak (hava); iyileşmek (hastalık).
-
(s). açık, aydınlık vazıh; parlak, berrak; şeffaf, saydam; net; kati, kesin; masum, temiz; sakin; açık (arazi vb); hudutsuz; takıntısız. clear conscience vicdan rahatllğı. clear-cut (s). keskin; açık ve seçik. clear evidence açık ve kesin ispatlayıcı delil.
-
(z). açıkça, açık olarak; tamamen, bütünüyle.
-
F. açıklamak, aydınlatmak, açmak, temizlemek, berraklaşmak, boşaltmak, tahliye etmek, kaldırmak; kurtarmak, sıyırıp geçmek, aşmak, elde etmek, ödemek; kapatmak; gümrükten çekmek; temize çıkarmak; dağılmak; seyretmek (gemi); ormanda alan açmak
-
(i.) rehber, kılavuz; önder, lider, baş, reis; bando veya koro şefi; orkestrada birinci keman, solo kemancı; en öne koşulmuş at; (İng.) gazetede başmakale; (çoğ.), (matb.) gözü belirli bir yere çekmek için konulan bir sıra nokta. leadership (i.) öncülük, önderlik, liderlik.
-
I. lider, önder, baş, başmakale, önayak, müşteri çeken ucuz mal
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|