|
say hello
-
Selam söylemek, selam vermek
-
Düz, ince, yassı taş
Örnek:
Yağmur yağar da ışılaşır sayları / Eli göçmüş de bozulaşır daylağı Halk türküsü
-
Çalışma, emek.
-
Hac ibadeti sırasında Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelme.
-
Düz, tabaka biçiminde, ince yassı taş.
-
İri, büyük kaya.
-
Arkadaş
-
Su kaynağı.
-
Elçi.
-
deem.
-
Saw.
-
Trial by sample; assay; sample; specimen; smack.
-
Tried quality; temper; proof.
-
Essay; trial; attempt.
-
To try; to assay.
-
A kind of silk or satin.
-
A delicate kind of serge, or woolen cloth.
-
To utter or express in words; to tell; to speak; to declare; as, he said many wise things.
-
To repeat; to rehearse; to recite; to pronounce; as, to say a lesson.
-
To announce as a decision or opinion; to state positively; to assert; hence, to form an opinion upon; to be sure about; to be determined in mind as to.
-
To mention or suggest as an estimate, hypothesis, or approximation; hence, to suppose; in the imperative, followed sometimes by the subjunctive; as, he had, say fifty thousand dollars; the fox had run, say ten miles.
-
To speak; to express an opinion; to make answer; to reply.
-
Work. effort.
-
Instead of.
-
Söylemek, demek, etmek (dua), okumak (dua), bildirmek, tekrarlamak, farzetmek, varsaymak
-
Demek, söylemek
-
Tekrarlamak, ezbere söylemek
-
Denilen şey, söz
-
Söz sırası
-
Hemen hemen, aşağı yukarı
-
mesela
-
B.D.,Dili Hey, bana bak ! to say nothing of göz önüne almadan
-
Ünlem Alo
-
Merhaba, selam, alo, allah allah, hey, vay be
-
Merhaba!, selam!, alo!, allah allah!, hey!, vay be!
-
Say hello, pay one's respects to, remember one to smb.
-
Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba.
-
Barış, rahatlık. 2. Sonu iyi ve hayırlı çıkma. 3. Esenleme.
-
Greeting. regards. salutation. salute. salaam.
-
Hello. hi. greeting. regards. salutation. salute. salaam.
-
Salutation. hello. salute. Hello ! Hi. rememberances.
-
Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak
Örnek:
Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim. R. N. Güntekin
-
Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak
Örnek:
Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar. S. F. Abasıyanık
-
Yapılmasını istemek
Örnek:
Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler. F. R. Atay
-
Türkü, şarkı vb. okumak
Örnek:
Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi. R. N. Güntekin
-
Yazmak, düzmek.
-
Haber vermek
Örnek:
Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler. A. Ş. Hisar
-
Önceden bildirmek, tahmin etmek
Örnek:
Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim. R. H. Karay
-
Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak
Örnek:
Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler. N. Cumalı
-
Bade. say. tell. speak. utter. give voice to. deliver. sing. affirm. confess. air. apprise. assert. aver. bid. break. call. couch. drop. enunciate. hazard. impart. name. observe. order. pass. pronounce. remark. report. sound. speak of. spill. spit. s.
-
Apprise. betray. disclose. impart. observe. pronounce. recite. remark. report. say. speak. tell. utter. voice.
-
To say / to utter sth. to say sth to sb. to tell sb sth. to tell sb to do sth. to speak to. to direct one's words to. to sing. affirm. apprise. bid. blare. deliver. enounce. give forth.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|