|
sarp
-
Dik, çıkması ve geçilmesi güç (yer), yalman
Örnek:
İki gündür sarp dağ yollarını aşıyoruz. F. R. Atay
-
Güç, güçlük
Örnek:
Düz ovada sarpa çekme yolunu / Ver mektebe okutsunlar oğlunu. Âşık Veysel
-
Çetin, sert, şiddetli.
-
Dik, çıkılması ve geçilmesi güç.
-
Steep. precipitous. abrupt. arduous. bluff. craggy. jagged. rapid. rugged. scarped. stiff.
-
Precipitous. sheer. steep. very steep. difficult. inaccessible.
-
Precipitous. very steep. difficult of access. abrupt. craggy. rugged. stiff.
-
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan
Örnek:
Sağlam yapılı, dik duruşlu bir gençti o yıllarda. N. Cumalı
-
Eğimi dike yakın olan
Örnek:
Dik bir dereye indiler. Ö. Seyfettin
-
Yatık durmayan, sert.
-
Sert, kalın, tok (ses)
Örnek:
Sesi dik ve küstahtı, söylediklerini aşağı salonda bekleşen komşular işittiler. A. İlhan
-
Sert (bakış).
-
Ters, aksi (söz).
-
Kaba, yersiz (davranış)
Örnek:
Kaba denilecek kadar ani ve dik bir davranışla halasını bıraktı ve kalktı. H. E. Adıvar
-
Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş.
-
bk.dikme.
-
Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan.
-
Sert, aksi.
-
Sert, kalın, tok
-
Perpendicular. upright. vertical. straight. steep. bluff. upstanding. erect. horny. abrupt. arduous. bold. jagged. precipitous. rapid. scarped. sheer. square. stand-up. stiff. up. uprightly.
-
Erect. perpendicular. precipitous. steep. upright. vertical. straight. rapid. precepitous. intent. fixed. penetrating. right.
-
Abrupt. perpendicular. right. steep. stiff. upright. straight. obstinate. vertical. erect. normal. plumb. high. aplomb. orthogonal. standing. square. uphill. sheer. rigid. starched. scrap. on end. precipitous. stand up.
-
right
-
rough
-
Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
-
Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
-
Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
-
Çıkmış
Örnek:
Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış. A. Ş. Hisar
-
Eski, kullanılmış.
-
Çıkmak işi.
-
Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
-
Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması.
-
Going out. going up. rise. outbreak. occurrence. cantilever. annotation. egress. egression. emergence. expulsion. protrusion. pull-out. withdrawal.
-
Bay. detachment. discharge. exit. oriel. outbreak. going out bow window. balcony. projection. promontory. marginal note derkenar.
-
Marginal note. outbreak. going out. overhang. projection. promontory. ascent. mounting. rising. climb. climbing. overhung. cantilever. spring. springing. project. console. portico. porch. prostyle. penthouse. baldachin. issue. extended. sponson. co.
-
dislocation
-
Versetzung
-
dislocation
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|