|
saplama
-
İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.
-
Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil.
-
Saplamak işi.
-
İç içe geçen ya da başka bir parça üzerine eklenenlerin bağlantısı için kullanılan değişik kalınlık ve uzunluktaki bir yanı yivli yuvarlak maden kama.
-
Thrust. stabbing. sticking into. stab. stud. jab.
-
Jab. stud bolt. balancing weight.
-
Sticking into sth / sb. pin. drift / tap / drop bolt. grub screw. lock pin. drift pin. set pin. pin screw. pintle. stud bolt. stud. swivel. false key. anchor. stick.
-
pin
-
Goupille, clavette, fenton
-
Biri ötekinin içinde veya birine ötekinden geçilen
Örnek:
Zincirlerin ucunda da bir saçaklı süs, iç içe birkaç halka... Ç. Altan
-
Birbirinin içinde, karışık bir durumda, birbirine çok yakın
Örnek:
İç içe sarı, kızıl, mor ve dumanlı dağlar. H. E. Adıvar
-
Secretly. crowded.
-
Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı
Örnek:
Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Ç. Altan
-
Oyuk şeylerin boşluğu.
-
Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta.
-
Toplu bir durumda bulunan kimse
Örnek:
Ama hepiniz, hepiniz / Hepiniz geçim derdinde / Bir ben miyim keyif ehli içinizde? O. V. Kanık
-
Nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne.
-
Ten ile dış giysiler arası
Örnek:
Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum. E. Bener
-
Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm.
-
Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.
-
Kapalı yerlerde geçen görünçlükleriiçine alan çekim
-
İşlikte, kapalı yerlerde çevrilmiş çekim. Dış'ın karşıtı.
-
İnterior (shot), indoor (studio shot)
-
İnternal. inner. interior. inside. in. domestic. inlying. inward. inland. civil. inside. interior. core. within. inward. bowels. intestine. stuffing. refill. guts. endo-.
-
Bowels. in. inland. inner. inside. interior. internal. inward.
-
İnside. internal. intrinsic. domestic. in. inner. the interior. the inside. the inner part of surface. among. internal organs of the body. heart. mind. will. home. internal politics. inward. inward meaning. kernel.
-
Innenaufnahme
-
intérieur
-
Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.)
Örnek:
Yine bir gün o kızı geçen yıl gördüğü incirlikte bir daha gördü. O. C. Kaygılı
-
Last. past. former. late. other. yester. passing. transitive. in excess of. hereinabove.
-
Passing. past. last.
-
Last. past.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|