|
sakalı saydırmak
-
Saka hastalığına tutulmuş
Örnek:
İçlerinden biri sakalı bir at gibi fena fena öksürüyordu. R. H. Karay
-
Yetişkin erkeklerde yanak ve çenede çıkan kılların tümü
Örnek:
Sakalı kır, yaşı elliyi aşkın fakat dinçti. F. R. Atay
-
Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü.
-
Beard. whiskers. beaver. fungus. pogono-.
-
Beard. whiskers.
-
Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak.
-
Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak
Örnek:
Şimdiye kadar hoşlandığı her kadına kendini sevdirmemişse bile saydırmıştır. M. Ş. Esendal
-
To have sb count sth. to cause sb to respect sb.
-
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek
Örnek:
Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. R. N. Güntekin
-
Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek
Örnek:
Çocukken ağaçtan düşüp ayağım kırılmıştı da ağlayamamıştım. S. F. Abasıyanık
-
Yere devrilmek, yere serilmek.
-
Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak.
-
Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak.
-
Yağmak.
-
Vurmak, değmek, rastlamak
Örnek:
İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyordu. Ö. Seyfettin
-
Vakti gelmeden ölü doğmak.
-
Sâkıt olmak, sukut etmek.
-
Arkasından gitmek, peşini bırakmamak: Muhatabı da olmayan gecikmiş hesapların ardına düşüyordu. -M. Mungan.
-
Come down in the world. fall on evil days. fall. fall down. fall on. fall in a heap. collapse. come down. crash. crumble. crumple. crumple up. decline. decrease. deduct. degrade. dive. droop. drop. drop down. drop off. ebb. end up. fall among. fall f.
-
Collapse. crash. decline. degenerate. descend. dip. drop. ebb. fall. lapse. lower. pitch. slip. topple. tumble.
-
To fall. to drop. to decrease. to subtract. to deduct. to be born dead. to lie within one's responsibility. to fall to wind up in.
-
Toss, take a toss
-
Toss: take a toss
-
Recede, sag
-
Behoove, behove
-
Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kimse.
-
Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse.
-
Baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık.
-
Saka kuşu.
-
Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ispinozgiller (Fringillidae) familyasından, 13 cm kadar uzunlukta, sırtı kahverengi, karnı ve kuyruğu beyaz, yüzü kırmızı, kanatları kara olan, Avrupa, Kuzey Afrika ve Sibirya'da ağaçlar üzerinde yaşayan bir tür.
-
Evlere çeşmeden su taşıyan kimse.
-
Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş.
-
Goldfinch. finch.
-
Water seller. water- bearer. water carrier.
-
goldfinch
-
chardonnoret
-
Carduelis carduelis
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|