NND Sözlük

Ana Sayfa > söz almak nedir, söz almak ne demek (söz almak nnd)

söz almak nedir, söz almak ne demek?

söz almak

  1. Konuşmaya başlamak.
  2. (en) A) to begin to speak b) to obtain a promise.

söz (nedir ne demek)

  1. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil
    Örnek: Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir. Atasözü
  2. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.
  3. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi
    Örnek: Yer yer birçok türküde rastladığımız beylik sözler de vardı içinde. B. R. Eyuboğlu
  4. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.
  5. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme.
  6. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.
  7. (en) Wordy.
  8. (en) Word.
  9. (en) Saying.
  10. (en) Expression.
  11. (en) Talk.
  12. (en) Term.
  13. (en) Verbalism.
  14. (en) Promise.
  15. (en) Faith.
  16. (en) Commitment.
  17. (en) Committal.
  18. (en) Statement.
  19. (en) Assurance.
  20. (en) Engagement.
  21. (en) Pledge.
  22. (en) Plight.
  23. (en) Sentence.
  24. (en) Spiel.
  25. (en) Vocable.
  26. (en) Voice.
  27. (en) Foregoing.
  28. (en) Parole.
  29. (en) Remark.
  30. (en) Undertaking.
  31. (en) Allegation.
  32. (en) Utterance.
  33. (en) Asseveration.
  34. (en) Covenant.
  35. (en) Expletive.
  36. (en) Hearsay.
  37. (en) Observation.
  38. (en) Profession.
  39. (en) Speech.
  40. (en) Tongue.

almak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
    Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
  2. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
  3. Birlikte götürmek.
  4. Satın almak
    Örnek: Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan. N. Cumalı
  5. Ele geçirmek, fethetmek
    Örnek: Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş. Ö. Seyfettin
  6. İçine sığmak.
  7. Kabul etmek.
  8. Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
  9. Bk. çevirmek
  10. (en) Take on.
  11. (en) Occupy.
  12. (en) Get.
  13. (en) Take.
  14. (en) Receive.
  15. (en) Accept.
  16. (en) Take in.
  17. (en) Seize.
  18. (en) Capture.
  19. (en) Conquer.
  20. (en) Pick up.
  21. (en) Gain.
  22. (en) Put on.
  23. (en) Admit.
  24. (en) Assume.
  25. (en) Borrow.
  26. (en) Collect.
  27. (en) Come in.
  28. (en) Divest smb.
  29. (en) Draw.
  30. (en) Enter on.
  31. (en) Enter upon.
  32. (en) Enucleate.
  33. (en) Excise.
  34. (en) Extract.
  35. (en) Fetch.
  36. (en) Garner.
  37. (en) Have.
  38. (en) Help one.
  39. (en) Claim.
  40. (en) Derive.
  41. (en) Hold.
  42. (en) Keep.
  43. (en) Obtain.
  44. (en) Score.
  45. (en) Secure.
  46. (en) Trade.
  47. (en) To take.
  48. (en) To get.
  49. (en) To receive.
  50. (en) To buy.
  51. (en) To take sb in marriage.
  52. (en) To hold.
  53. (en) To take along.
  54. (en) To call for.
  55. (en) To capture.
  56. (en) To conquer.
  57. (en) To catch.
  58. (en) To take on.
  59. (en) To hire.
  60. (en) To employ.
  61. (en) To move.
  62. (en) To remove.
  63. (en) To take away.
  64. (en) To sweep.
  65. (en) To clean.
  66. (en) To dust.
  67. (en) To sense.
  68. (en) To smell.
  69. (en) To purchase.
  70. (en) To marry a girl.
  71. (en) To be able to contain.

çevirmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
  4. Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
  6. Geri göndermek.
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
  8. Çevrilemek, tevil etmek.
  9. Çevirim eylemi.
  10. (en) Shoot, take, film, cinematograph.
  11. (en) Turn.
  12. (en) Spin.
  13. (en) Upturn.
  14. (en) Exchange.
  15. (en) Roll.
  16. (en) Twirl.
  17. (en) Change to.
  18. (en) Bend.
  19. (en) Besiege.
  20. (en) Channel.
  21. (en) Direct.
  22. (en) Revolve.
  23. (en) Sweep.
  24. (en) To turn.
  25. (en) To rotate.
  26. (en) Revert.
  27. (en) Assemble.
  28. (en) Bowl.
  29. (en) Pull.
  30. (en) Turn over.
  31. (en) Dial.
  32. (en) Turn into.
  33. (en) Switch to.
  34. (en) Translate into.
  35. (en) Translate.
  36. (en) İnterpret.
  37. (en) Encircle.
  38. (en) Surround.
  39. (en) Enclose.
  40. (en) İnclose.
  41. (en) Avert.
  42. (en) Commute.
  43. (en) Convert.
  44. (en) Decline.
  45. (en) Deflect.
  46. (en) Divert.
  47. (en) Hedge in.
  48. (en) Hedge round.
  49. (en) Manage.
  50. (en) Point.
  51. (en) Point on.
  52. (en) Train.
  53. (en) Twine.
  54. (en) Twist.
  55. (en) To manage.
  56. (en) To refuse.
  57. (en) To return.
  58. (en) To reject.
  59. (en) To turn inside out.
  60. (en) To interpret.
  61. (en) To translate.
  62. (en) To enclose.
  63. (en) To surround.
  64. (en) To encircle.
  65. (en) To alter.
  66. (en) To administer.
  67. (en) To handle.
  68. (en) To wheel.
  69. (en) To swing.
  70. (en) To crank.
  71. (en) To commutate.
  72. (al) Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
  73. (fr) Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)

konuşmaya başlamak (nedir ne demek)

  1. (en) Open up, get talking.

başlamak (nedir ne demek)

  1. Bir işe girişmek, harekete geçmek
    Örnek: Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı. H. Taner
  2. Çalışır, işler, yürür duruma girmek
    Örnek: Bundan başka, evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı. H. E. Adıvar
  3. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak
  4. Görünmek
    Örnek: Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı. S. F. Abasıyanık
  5. Etkisini göstermek
    Örnek: Kış başlarken yapraklar döküldü. C. Uçuk
  6. Hoş olmayan bir davranışa koyulmak
    Örnek: Etraftaki çocuklar gene arsızlanmaya başladılar. O. C. Kaygılı
  7. (en) Commence.
  8. (en) Start.
  9. (en) Begin.
  10. (en) Come.
  11. (en) İnitiate.
  12. (en) Originate.
  13. (en) Undertake.
  14. (en) To begin.
  15. (en) To start.
  16. (en) Come into being.
  17. (en) Embark.
  18. (en) Fire away.
  19. (en) Get down to.
  20. (en) Get going.
  21. (en) Come on.
  22. (en) Cut along.
  23. (en) Enter into.
  24. (en) Enter on.
  25. (en) Enter upon.
  26. (en) Fall to.
  27. (en) Get to.
  28. (en) Go off.
  29. (en) İnaugurate.
  30. (en) İntroduce.
  31. (en) Kick off.
  32. (en) Knuckle down to.
  33. (en) Launch.
  34. (en) Launch out.
  35. (en) Launch out into.
  36. (en) Lay down.
  37. (en) Get a move on.
  38. (en) Open.
  39. (en) Set about.
  40. (en) To commence.
  41. (en) To come on.
  42. (en) To enter into.
  43. (en) To fall to.
  44. (en) To get cracking.
  45. (en) To originate.
  46. (en) To accede.
  47. (en) Go ahead.
  48. (en) Lead off.
  49. (en) To get a move on.
  50. (en) Rise.
  51. (en) Set in.
  52. (en) Set out.
  53. (en) Set out on.
  54. (en) Start off / out.
  55. (en) Take up.
  56. (en) To get under way.
  57. (en) Weigh in.
  58. (en) Wire awa.

begin   US UK (nedir ne demek)

  1. Başlamak, ilk adımı atmak (bir işte)
  2. Meydana gelmek, vücut bulmak, zuhur etmek
  3. Başlatmak, önayak olmak, ihdas etmek.
  4. Başlamak, girişmek, koyulmak, başlatmak, meydana gelmek, doğmak, önayak olmak

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.017