|
sıva vurmak
-
Bir duvarı sıva kullanarak düzgünleştirmek, sıvamak.
-
To plaster
-
Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç.
-
Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası.
-
Compo. plaster. stucco. stucco-work. coating. grout. laying. parget. plaster of paris. rendering.
-
Parget. plaster.
-
Plaster. plastering. stucco. coat. coating. grout.
-
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak.
-
Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
Örnek:
Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. R. H. Karay
-
Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, aksetmek
Örnek:
Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur. R. H. Karay
-
Hızla değmek, çarpmak.
-
Sürmek.
-
Takmak, koymak
Örnek:
Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler! Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bağlama, ilişkilendirmek
Örnek:
Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar. R. H. Karay
-
Olduğundan başka biçimde görünmek.
-
Bang. beat. bruise. bust. catapult. catch. clap. clip. clout. dash. deal. gun. hit. impinge. inflict. kayo. knock. land. lay out. lay to. lodge. mall. nail. pack. plant. plonk. plug. plunk. pound. pummel. punch. ram. shoot. shoot off. slog. smash. so.
-
Bang. beat. birch. buffet. bump. catch. clip. clout. crack. dash. deal. drive. fell. flap. get. hit. knock. pound. slap. smite. strike. to hit. to strike. to bash. to dash. to bump. to knock. to bang. to slap. to clip. to clout. to deal sb/sth a blow. to shoot. to shoot dead. to wound. to be reflected. to feign. to pretend to be. to fake. to hurt deeply. to make ill. to put (on one's. to hit and kill. shoot dead. to apply.
-
To hit. to strike. to knock on. to tap on. to shoot. to stab. to kill. to hit. to hunt. to strike. to pinch. to chafe / to blister one's foot. to blight a crop. to slam. to slap. to blow. to lash. to dash. to splash. to sh.
-
putt
-
Beat down
-
grass
-
pip
-
percuss
-
chime
-
bat
-
Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem.
-
Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel
Örnek:
Karabaş, bostan duvarının gölgesinde öğle uykusuna serilir. Y. Z. Ortaç
-
Sonuç alınamayan yer.
-
Engel.
-
Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.
-
Mural. wall. dike. barrier. enclosure. inclosure.
-
Barrier. compound. enclosure. wall. defensive barrier.
-
Wall. barrier. affiche. dike. fence. partition.
sıvamak(nedir ne demek)
-
Sıva ile kaplamak, sıva vurmak.
-
Harcı bir yere vurmak.
-
Bulaştırmak
Örnek:
Yüzünün bütün derisini kulaklarının arkasına kadar bir krem tabakasıyla sıvadı. P. Safa
-
Okşamak, sıvazlamak
-
Küfretmek.
-
Kolu, paçayı yukarı çekip toplamak veya kıvırmak
Örnek:
Sait elini kolunu sıvayıp ıstakozu çıtır çıtır kırmıştır. S. Birsel
-
Plaster. parget. roll up. draw up. tuck up. turn up. daub. puddle.
-
Face. plaster. point. to plaster. to stucco. to daub. bedaub. to roll up. fold up. to bedaub.
-
To plaster. to coat sth with plaster. to plaster sth with a substance. to smear sth on or over sth. daub. plaster over.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|