|
sırık üzerinde denge
-
Sırık üzerinde dengelenme sanatı.
-
Balance on perc
-
Équilibre sur perche
-
Değnekten uzun ve kalınca ağaç
Örnek:
Duvarların üstüne yan yana henüz kesilmiş kavak sırıkları dizilmişti. Y. K. Karaosmanoğlu
-
La atlamada kullanılan kamış, kauçuk, metal vb. yapılmış uzun esnek çubuk.
-
Bar. pole. rod. trellis. stick.
-
Pole
-
Stab
-
Perche
-
Üstünde
Örnek:
Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir. R. E. Ünaydın
-
... ile ilgili, üzerine
-
Super-. above. on. over. upon.
-
On. upon.
-
Over. upon.
-
Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans.
-
Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar.
-
Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması.
-
Ekonomik hayatın uyumlu düzeni.
-
Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.
-
Toplumsal denge.
-
Vücudun en küçük dayanak yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durması. Bu, vücudun ağırlık merkezinden geçen bir düzey çizgisinin her zaman dayanak yüzeyi içinde kalması, böylece ağırlığın dayanak noktasının iki yanına denk olarak yüklenmesiyle sağlanır.
-
1) Bir sesin tüm frekans aralıklarının, birisinin diğerine baskın gelmemesi için yakın değerlerlerde tutulması. 2) Steryo bir müzik sistemindeki her bir hoparlörden çıkan ses şiddetinin aynı değerde olması. 3) İcra veya kayıt sırasında çalgıların ses şiddetlerinin birinin diğerine baskın gelmeyecek biçimde yakın olması.
-
Birbirine ters yönlü güçlerin eşitlenmesi sonucu değişme eğiliminin kalmadığı durum.
-
1- Bir nesneye etkiyen kuvvetlerin birleşkelerinin sıfır olduğu durum. 2- Isıldirik bilgisinde, kapalı bir dizgenin en son ulaştığı, zamanla değişmeyen durum.
-
Devimli bir nesneyi etkileyen güçlerin, o nesnenin yörüngesini ve hızını değiştirememeleri durumu.
-
Isildevimbilimde, kapalı dizgenin en son vardığı, ne denli beklense de değişmeyecek duru.
-
Balance. equilibrium. equilibration. equation. stability. countenance. counterpoise. easiness. equipoise. poise.
-
Aplomb. balance. equilibrium. poise. stability. equipoise. composure. self-possession.
-
Equilibrium. balance. counterpoise. equipoise. offset. stability.
-
balance
-
equilibrium
-
Ausgleich
-
Gleichgewicht
-
balance
-
équilibre
sanat(nedir ne demek)
-
Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık
Örnek:
Bir oyunun on beş gün sürmesi bir sanat hadisesi olduğunu gösterirdi. T. Buğra
-
Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım
Örnek:
Caz ve caz havaları ne yazık ki bizim çok verimli o millî halk sanatımızı da baltaladı. R. H. Karay
-
Bir şey yapmadan gösterilen ustalık.
-
Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
-
Zanaat.
-
Bir duygunun, tasarının, ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
-
Ustalık, hüner, beceri.
-
Yetenek.
-
Art. art. craft. artifice. profession. trade.
-
Art. craft. trade. skill. ability.
-
Art. artistry. artistic quality. craft. trade or skill. craftmanship. artisanry.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|