|
sınır boyu
-
Ülke sınırları.
-
borderline
-
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut.
-
Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
-
Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç.
-
Uç, son.
-
İng.: limit
-
Frontier. border. frontier. borderline. boundary. limit. borderland. bound. bourn. bourne. butting. circumscription. compass. confine. deadline. line of demarcation. extreme. extremity. limitation. march. pale. purlieu. skirting. stint. verge. waters.
-
Border. borderline. bound. boundary. compass. edging. extreme. frontier. limit. margin. measure. stint. verge.
-
Border. boundary. limit. bound. frontier. stint. termination. terminus. barrier. rim. border-line. border land. side. confine. state. rating. range. terminal. lines. brand. demarcation. deadline. abutment. ambit. bordering. bothy. bourn. compass. edge. ma.
-
boundary
-
Kendi boyu kadar.
-
[boy] n. height, length, linear measurement, size, bulk, stature; clan, tribe
-
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık
Örnek:
Boyu uzundu, yalnız biraz fazla semizdi. Ö. Seyfettin
-
Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı.
-
Uzunluk.
-
Yol, ırmak, deniz kıyısı
Örnek:
Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay
-
Kumaş için ölçü.
-
Uzaklık
Örnek:
Günde üç boy şehrin öbür ucuna gider, gelir. H. Taner
-
Destan
Örnek:
Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
-
Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan
Örnek:
Türk boyları birbirlerini kardeş tanıyorlar. O. S. Orhon
-
Herhangi bir filmin, iki kenarı arasında kalan uzunlukla yani eniyle belirtilen büyüklüğü. (Belli başlı filmboyları şunlardır: 8 mm, büyük 8, 9,5 mm, 16 mm, 35 mm, 70 mm. Film alıcı ve göstericileri de buboylara göre belirlenir). TV
-
Bir televizyon almacının, görüntülüğünün köşegen uzunluğuyla belirtilen büyüklüğü. (Bugüne değin ölçün bir televizyonboyu belirlenmemiştir. Çeşitli ülkelerde, genellikle en küçükten en büyüğe doğru sıralanan başlıcaboylar (köşegen uzunlukları) şöyledir: 7,5 cm, 13 cm, 28 cm, 32 cm, 36 cm, 41 cm, 43 cm, 44 cm, 48 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm, 63 cm, 65 cm. Buboylar, genellikle, cep televizyonu, el televizyonu, taşınabilir televizyon, salon televizyonu olarak kümelendirilir. En çok kullanılanboylar 44 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm'dir).
-
Bir aşiretin kollarından her biri.
-
Bk. yükseklik
-
Size, gauge, width, film size (gauge, format, dimension), raw stock dimension, format,
-
Screen size, size of the picture screen
-
stature.
-
Clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.
-
A male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.
-
To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.
-
In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race. offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.
-
Length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.
-
Format, Filmformat, Kinoformat,
-
Bildschirmformat, Schirmbreite, Schirmgrösse
-
Erkek çocuk, oğlan
-
delikanlı
-
aşağ
-
Oğlan, erkek (genç), delikanlı, erkek çocuk, oğul, erkek hizmetli
-
Yüksek olma durumu.
-
Yükselti, irtifa.
-
Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık.
-
Almaçtaki resmin düşey uzunluğu.
-
Bk. diklik
-
Height (of image), vertical size, image height, picture height, frame height
-
Altitude. elevation. extent. height. highness. loftiness. rise. steepness. swell. acro-.
-
Eminence. headroom. height.
-
Height. altitude. elevation. gradient. high ground. levelling up.
-
height
-
Bildhöhe
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket
-
Devlet
Örnek:
Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi. F. R. Atay
-
Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge
Örnek:
Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum. H. Taner
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan bağımsız, uluslararası antlaşmalara dayalı sınırlarla çevrili, üzerinde dil, kültür ve ülkü bakımından birlik oluşturan bir ulusun yaşadığı toprakların tümü.
-
Country. domain. territory. land. realm. clime. soil.
-
Country. domain. land. realm.
-
land-country
-
pays
borderline
(nedir ne demek)
-
Sınıra yakın olan, sınırdaki
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|