|
sıcaklık
-
Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği, hararet.
-
Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi, suhunet.
-
Isı.
-
Hamamlarda yıkanılan sıcak yer.
-
Sevgi, içtenlik ve sevimlilik
Örnek:
Türkçesinde bir tutukluk vardır ama, anlatımındaki sıcaklık bütün aksaklıkları bir anda silip yok eder. S. Birsel
-
Bir ısılölçerle ölçülen ısıl yeğinlik.
-
Bir ısılölçerle ölçülen ısıl yeğinlik.
-
Heat. warmth. temperature. fervor. fervour. pyro-.
-
Glow. heat. warmth.
-
Warmth. caldarium.
-
temperature
-
Wärmegrad
-
température
-
Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı
Örnek:
Yorganın altında sıcak göz yaşları dökerek gecelerce beklemişti. O. Kemal
-
Isısı yüksek olan, çok ısınmış
Örnek:
Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi. A. Gündüz
-
Havadaki yüksek ısı
Örnek:
Bu sıcakta arada bir şeyler içip yemeden çalışılmıyor. N. Cumalı
-
yer
Örnek:
Burası bir makine dairesi kadar sıcaktı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Hamam.
-
Dostça olan, sevgi dolu.
-
Sıcak yer
-
Yüksek düzeyli radyoaktiflik.
-
Hot. warm. thermal. fervent. friendly.
-
Cordial. friendly. heat. hot. pleasant. sultry. warm.
-
Jeated. sultry Turkish bath. affectinate. cordial. cozy. fervent. heat. hot. warm.
-
hot
-
quick
-
chaud
-
Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
-
[Olan] pron. one
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|