|
süt annelik yapmak
-
Wet nurse
-
Kadınların ve memeli dişi hayvanların yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvı.
-
Bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz su.
-
Erkek balığın tohumu.
-
Süte benzeyen her türlü sıvı.
-
Benzin, mazot.
-
Lactic. galactic. milk. galacto-. foster-.
-
Batter. milk.
-
Milk. staple products.
-
Anne olma niteliği veya durumu, analık.
-
1. Annenin kendi yavrusuna bakması. 2. Kendisine ait olmayan embriyonun başka bir anneye aktarılması.
-
motherhood.
-
mothering
-
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
Örnek:
Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
-
Olmasına yol açmak.
-
Onarmak, tamir etmek.
-
Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
Örnek:
Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
-
Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
Örnek:
Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
-
Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
Örnek:
Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
-
Düzenli bir duruma getirmek.
-
Üretmek.
-
Accomplish. acquit oneself. architect. build. carve out. contrive. create. do. engineer. establish. execute. fashion. fulfil. fulfill. get. go over. go through. have. implement. land. make. perform. ply. practice. practise. produce. profess. put thro.
-
Build. commit. construct. cost. deliver. discharge. do. draw. fabricate. fill. found. fulfil. have. hold. make. manage. manufacture. perform. perpetrate. practise. produce. put. redeem. transact. to do. to make. to perform. to fulfil. to carry sth out. to mend. to repair. to fix onarmak. tamir etmek. to build. to construct. to erect. to found inşa etmek. to produce. to manufacture. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek. to cost. to do with. to have. to possess. to cook. to have. to draw. to deliver. to fix onarmak. to found inşa etmek. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek.
-
To make. to build. to construct. to fashion. to create. to manufacture. to produce. to prepare. to do. to buoy oneself with sth. to do sth as one's regular work or occupation. to carry out. to perform. to affect. to execute. to repair. to fix sth. to caus.
-
father
-
perpetrate
-
Put on
-
Bebeğe meme vermek: itina ile bakmak .
-
Süt anne, sütnine
-
Süt annelik yapmak, emzirmek, üstüne titremek
-
Islatmak, içki ile kutlamak
-
(-ter, -test), (-ted,- ting), yaş, ıslak
-
yağmurlu
-
Kim .su veya başka sıvı ile yapılan
-
dili
nurse
(nedir ne demek)
-
Bakmak, emzirmek, beslemek, ilgilenmek, tedavi etmek, iyileştirmek, kollarına almak, kafaya takmak, dert etmek, özen göstermek, hemşirelik yapmak, bakıcılık yapmak, meme emmek, bakılmak
-
Hastabakıcı, hemşire
-
sütnine
-
dadı
-
Bir teşebbüs veya maksadı destekleyen kimse veya yer
-
Hastaya bakmak
-
Bakıp iyileştirmek (zayıf kimseyi)
-
Emzirmek, meme vermek
-
beslemek
-
Çocuğa bakmak
-
Dikkatle kullanmak (zayıf bir uzvu)
-
Dizinde veya kucağında tutmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|