|
süre
-
Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet
Örnek:
Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. T. Oflazoğlu
-
Time. span. continuance. duration. bout. interval. length. period. respite. run. space. stretch. term. while.
-
Duration. grace. period. season. space. spell. term. time. while.
-
duration.
-
Screen time
-
notice
-
duration
-
Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka
Örnek:
O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla. N. Cumalı
-
Önemli tarihsel olgu, fenomen.
-
Yasal düzenlemelere göre konusu suç teşkil eden ve teşkil ettiği değerlendirilen eylemlerin ortaya çıkması.
-
1- Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul. 2- Deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek, nesne, 3- Doğa olgusu.
-
Event. happening. fact. circumstance. incident. affair. case. episode. experience. instance. occurrence. scene.
-
Business. case. episode. event. experience. fact. happening. incident. occurrence. phenomenon. scene. thing.
-
Palm leaves, prepared for being written upon with a style pointed with steel.
-
Act. case. event. incident. occurrence. phenomenon. unusual event. action. affair. appearance. batch. casus. circumstance. episode. fact. happening. hardy annual.
-
phenomenon
-
event
baş(nedir ne demek)
-
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser
Örnek:
Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
-
Bir topluluğu yöneten kimse
-
Başlangıç.
-
Temel, esas
-
Arazide en yüksek nokta.
-
Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
-
Bir şeyin uçlarından biri
-
Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet.
-
Çıban.
-
İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi.
-
Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa.
-
Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı.
-
Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı.
-
Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı.
-
İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika.
-
Chief. head. arch. capital. central. in chief. especial. first. foremost. general. governing. grand. initial. master. premier. primal. primary. prime. principal. beginnings. head. top. knob. heading. beginning. bow. chief. coconut. costard. leader. n.
-
Chief. head. arch. capital. central. in chief. especial. first. foremost. general. governing. grand. initial. master. premier. primal. primary. prime. principal. beginnings. top. knob. heading. beginning. bow. coconut. costard. leader. n. base. cardinal. helm. kingpin. nut.
-
Beginning. bow. head. leader. leading. top. chief. crest. either of two ends. bow. glove. bulb. head. agio. exchange premium. upper end. sconce. prow. foreship. knob. fore. poll. major. boss. standard. primary. headman. header.
-
head
-
Kopf Dgr.: Yun. kephale:baş
-
tête
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|