Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > süre ayarlaması nedir, süre ayarlaması ne demek, süre ayarlamasıın anlamı, ingilizcesi (süre ayarlaması nnd)

süre ayarlaması nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






süre ayarlaması

  1. Bir iş yerinde doğal bir ilerleme ile çalışarak sağlanan bir iş birimi için geçen sürenin temel alınması yolu ile işin ve ücretin düzenlenmesi.
  2. (en) Time'S accordance
  3. (fr) Accordance de temps

süre (nedir ne demek)

  1. Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet
    Örnek: Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. T. Oflazoğlu
  2. (en) Time. span. continuance. duration. bout. interval. length. period. respite. run. space. stretch. term. while.
  3. (en) Duration. grace. period. season. space. spell. term. time. while.
  4. (en) duration.
  5. (en) Screen time
  6. (en) notice
  7. (en) duration

ayarlama (nedir ne demek)

  1. Ayarlamak işi.
  2. Bir ölçü aracının gösterdiği değerleri, ölçek olarak kabul edilen ya da doğruluğuna güvenilen başka bir araca göre düzenleme.
  3. Bk. bölmelendirim
  4. 1. Bir ölçüm aygıtını amaca uygun olarak derecelendirme. 2. Bir ölçmede yapılan yanılgı sınırlarını saptama.
  5. Standartlaştırma.
  6. (en) Adjustment. calibration. tuning. tune-up. setting-up. fitting. standardization. arrangement. regulation.
  7. (en) Regulation. adjustment. gauging.
  8. (en) Adjustment. regulation.
  9. (en) calibration
  10. (en) adjust
  11. (fr) Étalonnage, calibration

bölmelendirim (nedir ne demek)

  1. Bir aygıtın ölçüme yaraması için belli birimler cinsinden bölmelere ayrılması.
  2. Bir aygıtın ölçüme yaraması için belli birimler cinsinden bölmelere ayrılması.
  3. (en) calibration
  4. (al) Eichung
  5. (fr) étalonnage

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
  15. (en) Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
  16. (en) Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
  17. (en) profession.
  18. (en) job
  19. (en) work.
  20. (en) Business, activity.
  21. (en) work
  22. (al) Arbeit
  23. (fr) travail

yerinde (nedir ne demek)

  1. İyi, yeterli
    Örnek: Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam. M. Ş. Esendal
  2. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde.
  3. Durumunda
    Örnek: Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde. M. Ş. Esendal
  4. (en) Answerable. applicable. apposite. appropriate. apropos. apt. becoming. befitting. calculated. condign. conformable. expedient. felicitous. fit. fitted. grandiloquent. in. just. legitimate. opportune. pat. pertinent. in place. pointed. proper. pursuan.
  5. (en) Apt. becoming. condign. expedient. good. happy. opportune. pertinent. presentable. seasonable. suitable. timely. well. congruous. congruent. appropriate. in its place. fit to be.
  6. (en) On site.
  7. (en) On site

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük