|
sözün kısası
-
Kısacası.
-
İn brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.
-
Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
-
Az süren, uzun olmayan
Örnek:
Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı. E. İ. Benice
-
Ayrıntısı çok olmayan.
-
Kısa olan şey.
-
Kısaca, kısaltarak.
-
Short. brief. mini. curt. concise. capsule. compendious. flying. stumpy. succinct. summary.
-
Brief. bristle. compact. compendious. concise. little. short.
-
Short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.
-
short
-
Kısa söylemek gerekirse, sözün kısası, elhasıl, velhasıl, velhasılıkelam, hülasa
Örnek:
Bir kimse, doktor, avukat, yargıç, kunduracı, kısacası ne iş görürse görsün, gerekli sanat eğitiminden yoksunsa, gördüğü işin önemini kavrayamaz. N. Cumalı
-
İn short. in brief. in a word. in fine. on the upshot.
-
Shortly. in brief. in short. in a word.
-
İn brief. in a word. in a phrase.
kısaca(nedir ne demek)
-
Oldukça kısa, biraz kısa
Örnek:
Mutfakta kısaca boylu, kısıkça sesli, başı yazma yemeni, sırtı örme hırkalı ihtiyarca bir hanımla karşılaştık. M. Ş. Esendal
-
Kısa olarak, özetle
-
Briefly. shortly. in a nutshell. in short. for short.
-
shortly.
-
İn brief. rather short. in short. briefly. in a nutshell. in shorthand. shortly.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|