sıcak ne demek?

  1. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı

    Yorganın altında sıcak göz yaşları dökerek gecelerce beklemişti.

    O. Kemal
  2. Isısı yüksek olan, çok ısınmış

    Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi.

    A. Gündüz
  3. Havadaki yüksek ısı

    Bu sıcakta arada bir şeyler içip yemeden çalışılmıyor.

    N. Cumalı
  4. Yer

    Burası bir makine dairesi kadar sıcaktı.

    Y. K. Karaosmanoğlu
  5. Hamam.
  6. Dostça olan, sevgi dolu.
  7. Sıcak yer
  8. sıcakkanlı, cana yakın
  9. Yüksek düzeyli radyoaktiflik.
  10. (en)Hot.
  11. (en)Quick.
  12. (en)Warm.
  13. (en)Thermal.
  14. (en)Fervent.
  15. (en)Friendly.
  16. (en)Cordial.
  17. (en)Heat.
  18. (en)Pleasant.
  19. (en)Sultry.
  20. (en)Jeated.
  21. (en)Sultry Turkish bath.
  22. (en)Affectinate.
  23. (en)Cozy.
  24. (fr)Chaud

sıcak apse

  1. Ani ve şiddetli yangılar sonucu oluşan, ağrı, kızarıklık, sıcaklık ve şişkinlikle belirgin olan apseler.
  2. (en)Abscess acuta.

sıcak bağ

  1. (en)Hot link

Türetilmiş Kelimeler (bis)

sıcak apsesıcak bağsıcak balmumu ile resim yapmasıcak baskısıcak basmaksıcak basmasısıcak başına vurmaksıcak başlamalı lambasıcak başlatmasıcak birasıcacıksıcacık ve hoşsıcağa karşı hassassıcağı sıcağınaSIsı birimlerisıabSIADHsıba
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın