|
rus ruleti
-
Toplu tabancaya bir tek mermi konulup topun gelişigüzel döndürülmesi ve başa dayayıp tetiğin bir kez çekilmesiyle iki kişinin karşılıklı oynadığı ölüm oyunu.
-
Russian roulette.
-
Rusya Federasyonu'nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimse.
-
Rusya veya Ruslarla ilgili olan.
-
Red. russian. russian. muscovite. russo-.
-
Russian. rusian.
-
The medieval Russian state established by Scandanavian traders in the 9th century; the capital was first in Novgorod and then in Kiev.
-
russian.
-
Russia , excluding Bel , Est, Lat and Lit ), Kaz , Kry ) and Ukr ).
-
A 6,000 m submersible designed by Malachite.
-
Runway Use System, a noise mitigation operational procedure which directs as many aircraft as possible over compatible land use areas The RUS replaced the PRS at MSP. the medieval Russian state established by Scandanavian traders in the 9th century; the capital was first in Novgorod and then in Kiev.
-
Bk. ribuloz
-
[Ru (ruthenium) ] n. rare metallic chemical element (Chemistry)
-
BeÅŸ karbonlu ketoz monosakkaritlerden biri.
-
ribulose
-
Bir bilyenin, dönmekte bulunan derin tepside yazılı numaralarından ve siyah ile kırmızı renklerden birinin üzerinde durmasıyla kazananı belirten kumar aracı ve bununla oynanan kumar.
-
Pastacı, terzi vb.nin kullandığı dişli, küçük demir çark.
-
roulette.
-
Roulette. caster. roller. fillet. pricker. pricking wheel. tracing-wheel.
-
Topu olan.
-
Hep bir arada, toplanmış
Örnek:
Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır. N. Cumalı
-
Düzene konmuş.
-
Topunu, tamamını, bütününü içine alan.
-
Vücutça dolgun
Örnek:
Boyum uzun olmadığından mı nedir, büsbütün toplu gösteriyorum. A. İlhan
-
Collective. whole. concerted. corporate. roundabout. holo-.
-
Aggregate. collective. fleshy. together. wholesale. collected. gathered. neat. tidy. global. overall. buxom. plump. rotund. having a knob/round head. having a knob. compact.
-
Batch. collective. collected. assembled. neat. tidy. plump. comprehensive. cumulative. grouped. joint. integrated. knobbed. gross. brief. funneled. general. abstract. ball headed (pin. concentrated. aggregated. corporate. fleshy. global.
-
Eşi olmayan, biricik, yegâne
Örnek:
Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç
-
Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
Örnek:
Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal
-
Bir kadeh içki.
-
Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
-
Yalnızca.
-
Hiç, hiçbir
Örnek:
Tek kelime konuÅŸmadan bu yokuÅŸu indik. R. H. Karay
-
İki ile bölünemeyen (sayı).
-
Sessiz, hareketsiz, uslu.
-
Biricik, eÅŸi olmayan.
-
Only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.
-
İndividual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.
-
A Siberian ibex.
-
Mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.
-
uneven
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|