|
roll along
-
Yol boyunca ilerlemek (araba)
-
Yuvarlanmak, dürmek, yuvarlamak, rulo yapmak, tomar yapmak, sarmak, top yapmak, döndürmek, çevirmek, havada takla atmak, sürmek, kullanmak, oklava ile açmak (hamur), silindirle ezmek, yaprak haline getirmek [met.], haddeden geçirmek, ağzında yuvarlaya
-
yuvarlamak
-
Çevirmek, devirmek
-
Top etmek, sarmak
-
Kalın sesle söylemek
-
Açmak, oklava ile açmak
-
Haddeden geçirmek
-
Hızlı hızlı davul çalmak
-
R harfini şiddetle söylemek
-
Yuvarlanmak, tekerlenmek, yuvarlanıp gitmek, tekerlek üstünde gitmek
-
Dönmek, dolaşmak, deveran etmek
-
İnişli yokuşlu uzanıp gitmek
-
dalgalanmak
-
Top olmak, sarılmak
-
gürlemek
-
Oklava ile açılmak
-
Geçip gitmek rolled oats yulaf ezmesi.
-
Yuvarlanış, yuvarlayış, tekerleme
-
Devirme, devrilme
-
Silindir, yuvak, merdane
-
Tomar şeklinde şey
-
Liste, defter, sicil, kayıt
-
Top, rulo
-
Bir çeşit küçük ekmek
-
Gümbürtü, gök gürlemesi
-
kabarıklık
-
Bükülüp tomar haline konabilen tuvalet takımı çantası
-
Geminin sallaması, yalpa
-
(argo) para tomarı, para
-
hav
-
Edat boyunca, müddetince
-
Yanı sıra, yakın
-
Boyunca, süresince; yanısıra, beraberine, yanına; ileriye, ileri
-
All the way, down the road
-
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.
-
Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer
Örnek:
Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı. Ç. Altan
-
Genellikle yerleşim alanlarını bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
Örnek:
Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu. Ö. Seyfettin
-
İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer.
-
Gidiş çabukluğu, hız.
-
Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi
-
Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik.
-
Yolculuk.
-
İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler.
-
İtinerary. road. angle. approach. avenue. channel. cutting. expedient. gateway. handle. itinerary. journey. meatus. outlet. path. road. route. tack. thoroughfare. trail. via. walk. way. weigh. wise.
-
Access. artery. course. dodge. expedient. lane. line. manner. means. method. mode. order. path. process. recipe. road. route. rule. streak. tack. way. ways. street. stripe. passage. system.
-
Bus. path. way. access. alley. course. form. frontager. line. means. measure. method. order. outlet. process. proprieties. road. rule. sort. streak. street. stripe. system. tack. thoroughfare. tracing. track. walk.
-
Way, road
-
Chemin, voie
-
Boyu veya uzunluğu kadar
Örnek:
Plaj boyunca hem yürüyor hem konuşuyorduk. S. F. Abasıyanık
-
Sürdüğü zaman kadar, süresince
Örnek:
Ömrüm boyunca şiirle, edebiyatla, felsefe ile hiç alışverişim olmadı. H. Taner
-
İn the course of. along. all along. round. throughout. along. during. throughout. down. livelong. over. pending.
-
By. during. down. along.
-
Along. lengthwise. throughout. during.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|