|
roll a log for smb
-
Arka çıkmak, destek olmak
-
Yuvarlanmak, dürmek, yuvarlamak, rulo yapmak, tomar yapmak, sarmak, top yapmak, döndürmek, çevirmek, havada takla atmak, sürmek, kullanmak, oklava ile açmak (hamur), silindirle ezmek, yaprak haline getirmek [met.], haddeden geçirmek, ağzında yuvarlaya
-
yuvarlamak
-
Çevirmek, devirmek
-
Top etmek, sarmak
-
Kalın sesle söylemek
-
Açmak, oklava ile açmak
-
Haddeden geçirmek
-
Hızlı hızlı davul çalmak
-
R harfini şiddetle söylemek
-
Yuvarlanmak, tekerlenmek, yuvarlanıp gitmek, tekerlek üstünde gitmek
-
Dönmek, dolaşmak, deveran etmek
-
İnişli yokuşlu uzanıp gitmek
-
dalgalanmak
-
Top olmak, sarılmak
-
gürlemek
-
Oklava ile açılmak
-
Geçip gitmek rolled oats yulaf ezmesi.
-
Yuvarlanış, yuvarlayış, tekerleme
-
Devirme, devrilme
-
Silindir, yuvak, merdane
-
Tomar şeklinde şey
-
Liste, defter, sicil, kayıt
-
Top, rulo
-
Bir çeşit küçük ekmek
-
Gümbürtü, gök gürlemesi
-
kabarıklık
-
Bükülüp tomar haline konabilen tuvalet takımı çantası
-
Geminin sallaması, yalpa
-
(argo) para tomarı, para
-
hav
-
Ülke, kurum ve yatırımAraçlarının yüksek güvenilirlikAralığını gösteren ve derecelendirme kuruluşu tarafından verilen not.A'nın sayılarıArttıkça güvenilirlik derecesi yükselir; işaret değişiklikleri her bir konum için olumlu veya olumsuz gelişmelere işaret eder (AA,AAA,A+,AA- vb).
-
Yunanca yokluk ifade eden ön ek.
-
Kazanılmış bağışıklık yetmezlik sendromu.
-
AIDS
-
Bir, herhangi bir (ünsüzle başlayan kelimelerden önce kullanılır
-
bak
-
İngiliz alfabesinin ilk harfi
-
Birinci kalite veya derece
-
La notası, la perdesi
-
B.D
-
La [müz.], pek iyi
-
(-ged, -ging) ağaç kesmek, bir ormanın ağaçlarını kesmek
-
logaritma.
-
Seyir defterine yazmak, mesafe katetmek
-
Kütük, ağaç gövdesi
-
Kütük gibi şey veya adam
-
Parakete, geminin süratini ölçme aleti
-
Jurnal, gemi jurnalı
-
(-ged,- ging) seyir defterine kaydetmek
-
Belirli bir mesafe katetmek.
-
Genellikle canlı hayvanlardan oluşan malların satıcı tarafından, alıcının belirlediği demiryolu istasyonunda teslim edilmesi yükümlülüğünü içeren bir teslim biçimi ve buna dayalı fiyat.
-
Free on rail
-
Foreign, forestry.
-
Edat bağlaç için, -e
-
uğruna
-
şerefine
-
-den dolayı sebebi ile, cihetten
-
-e mukabil, karşı
-
uygun
-
yerine
-
Hususunda, dair
-
göre
-
Baglaç çünkü, zira
-
İçin, göre, amacıyla, doğru, uygun, yönünde, yarayan, karşı, dolayı, sebebiyle
-
Bir kimseyi başkalarına karşı korumak, kayırmak: Annesi arka çıktı da çocuğu dayaktan kurtardı.
-
Back, back up, logroll, sponsor
-
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı.
-
Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi.
-
Geri kalan bölüm, kısım.
-
Art, peş.
-
Otururken sırtın dayandığı yer
Örnek:
Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu. T. Buğra
-
İnsanın vücudu, bedeni
Örnek:
Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı. R. H. Karay
-
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston
Örnek:
Memur olmak için büyük bir arka gerek. H. R. Gürpınar
-
Arkada olan, arkada bulunan.
-
Bir organizmanınarka kısmı; bir organ veya yapınınarka kısmı. Posteriyor, art.
-
Back. stern. rear. tail. hind. rearward. friend at court. back. rear. posterior. supporter. backer. support. backing. contuniation. breech. small. dors-. dorso-.
-
Back. dorsal. hind. posterior. rear. reverse. the reverse. continuation. sequel. support. back-up. backing. supporter. backer. backside. buttocks. behind.
-
The back. backpart. rear. back side. reverse. hind. posterior. buttocks. rump. powerful friend. backer. supporter. pull. influence. sequel. a back load of sth. countenancer. heel. tail.
-
Essence, liquor, arrack.
-
posterior
-
Posterior: sonra
-
İçeriden dışarıya varmak, gitmek
Örnek:
Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. F. R. Atay
-
Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek
Örnek:
Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. Atatürk
-
Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak
Örnek:
Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum. H. Taner
-
Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek
Örnek:
Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık. Y. Z. Ortaç
-
Süresi dolduğunda ayrılmak.
-
Yapılmak, yürümek.
-
Yetişecek ölçüde olmak.
-
Eksilmek.
-
Come out. go out. exit. break out. move out. walk out. step out. occur. go forth. break through. come up. rise. climb. step up. date. flirt. keep company with. go with. quit. ascend. come about. come off. come on. crop out. date up. detach. drop out.
-
Ascend. climb. discharge. disengage. erupt. exit. mount. originate. prove. result. rise. scale.
-
exit.
-
point
-
Puff out, puff up
-
Take to
-
pullulate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|